Dijital Kütüphane
Yeni Eklenenler
Kitaplık
Editörün Seçimi
-
5 üzerinden 0 oy aldı(0)Ülkem, Toprağım ve Halkım
Pablo Miranda’nın Ülkem, Toprağım ve Halkım adıyla yayınlanan bu çalışması, “bize anlatılan tarih” diye başlıyor ve egemenlerin yapıp ettikleriyle başlayıp biten bir tarih anlayışını eleştiriyor. Ardından, okul sıralarında okutulan resmî tarih yerine Ekvador halklarının tarihini yazmaya koyuluyor; Ekvador’un doğal güzelliklerinin, verimli topraklarının içinde yoksul bırakılan, sömürülen halkların tarihini… Ve bu tarihi, bütün bir insanlık tarihinin bir parçası olarak kurguluyor. İnsanlığın daha güzel bir yaşam için verdiği mücadele, yarattığı değerler Ekvador halklarının mücadelesinin bir parçasına dönüşüyor. Resmî tarihte eksik bırakılan kısım işte budur.
Kitabı okurken, dünyanın öbür ucunda yaşayan Ekvadorlu kardeşlerimizle olan yakınlıklarımızı göreceksiniz. Çünkü bu tarih, insanlığın ortak mücadelesinin tarihidir. Bu bizim tarihimizdir.
-
5 üzerinden 0 oy aldı(0)1917 Sovyet Devrimi 1. Cilt
Lenin önderliğindeki Rusya emekçileri tarafından 25 Ekim (7 Kasım) 1917 tarihinde gerçekleştirilen Sovyet Devrimi, 20. yüzyılın ve belki de insanlık tarihinin en önemli olaylarından biridir. Çağın temel karakteri bu devrimin doğurduğu sosyalist düzen ile kapitalizm arasındaki savaş tarafından belirlenmiştir. Bu büyük devrim pek çok eserde işlenmiştir. İki cilt halinde sunulan bu eser ise Sovyet Devrimi üzerine yapılmış en kapsamlı çalışmadır.
Gorkiy, Molotov, Voroşilov, Kirov, Jdanov ve Stalin’in editörlüğünde Sovyet tarihçileri tarafından hazırlanan kapsamlı eserde öncelikle savaş içindeki Rusya’nın ayrıntılı bir tablosu çizilmektedir. Ardından Çarlığın yıkılışı ile sonuçlanan Şubat Devrimi, Şubat ile Ekim arasında cereyan eden olaylar ve nihayet Ekim Devrimi zengin kaynaklara başvurularak anlatılmaktadır. Tüm toplumsal sınıflar ile partilerin tutumları ayrıntıları ile incelenmekte, Bolşevik Partisi ve Lenin’in izlediği başarılı strateji bütün yönleriyle analiz edilmektedir.
-
5 üzerinden 0 oy aldı(0)1917 Sovyet Devrimi 2. Cilt
Lenin önderliğindeki Rusya emekçileri tarafından 25 Ekim (7 Kasım) 1917 tarihinde gerçekleştirilen Sovyet Devrimi, 20. yüzyılın ve belki de insanlık tarihinin en önemli olaylarından biridir. Çağın temel karakteri bu devrimin doğurduğu sosyalist düzen ile kapitalizm arasındaki savaş tarafından belirlenmiştir. Bu büyük devrim pek çok eserde işlenmiştir. İki cilt halinde sunulan bu eser ise Sovyet Devrimi üzerine yapılmış en kapsamlı çalışmadır.
Gorkiy, Molotov, Voroşilov, Kirov, Jdanov ve Stalin’in editörlüğünde Sovyet tarihçileri tarafından hazırlanan kapsamlı eserde öncelikle savaş içindeki Rusya’nın ayrıntılı bir tablosu çizilmektedir. Ardından Çarlığın yıkılışı ile sonuçlanan Şubat Devrimi, Şubat ile Ekim arasında cereyan eden olaylar ve nihayet Ekim Devrimi zengin kaynaklara başvurularak anlatılmaktadır. Tüm toplumsal sınıflar ile partilerin tutumları ayrıntıları ile incelenmekte, Bolşevik Partisi ve Lenin’in izlediği başarılı strateji bütün yönleriyle analiz edilmektedir.
-
5 üzerinden 0 oy aldı(0)Antik Yunan Uygarlığı 1. Cilt
– İlyada’dan Parthenon’a –
“… felsefe, insan bilimleri ve sanatta ‘Yunan Mucizesi’ bütün dünyada hala zengin bir okul, tükenmez bir ilham kaynağı olma niteliği sürdürmüyor mu?
Bu düşüncede olduklarını sandığım büyük bir aydın kesiminin, Andre Bonnard’ın bu kitabını sıcak bir ilgiyle karşılayacaklarından hiç kuşku duymuyorum.
Bonnard bize Yunanlıları günlük yaşantıları çerçevesinde sevinç ve kederleri, bilim ve efsaneleri, özgürlük ve kölelikleri içinde sunuyor.Bonnard bu kadarla kalmıyor. Eski Yunan bilgeliğiyle beslenmiş bir etik anlayışıyla, tarihin dramatik bir diliminde bizlere bir de çağdaş hümanizm dersi veriyor: ‘Benim için hümanizm, masasında çalışan bir insanın bilimi değildir; hiç ayrılmayacağım bir hayat kuralıdır… Burada kişiliğimde Antigon dostu ve çevirmeni ile barış taraflısını ayırmak istiyorlar; oysa bunlar aynı insan!” O insan kitabında bize sadece Eski Yunan’ı anlatmıyor; biraz da bizleri anlatıyor..” Taner Timur
-
5 üzerinden 0 oy aldı(0)Antik Yunan Uygarlığı 2. Cilt
– Antigone’den Sokrates’e –
Tragedya kutsanmış ya da tertemiz arı sularla yazılmaz. Kan ve gözyaşı ile yazıldıklarını söylemek ise fazla beylik kaçar. Tragedya dünyası bir ölçüde düşsel bir dünyadır; Atinalı şairler, bu dünyayı, hem köylü hem denizci bu halkın iki yüzyıl boyunca yaşamış olduğu gerçeklik hakkında edindiği acı deneyimden hareketle yine halk için yaratırlar. Solon’un zamanında Atina halkı önce Eupatrides’lerin, ondan sonra da zenginlerin egemenliğini yaşadı; ikisi de halkın omuzlarında acımasız bir yazgının boyunduruğu kadar ağır bir yük oluşturmuştur: Toprakları ve hakları ellerinden alınan bu halkın, sürgün ya da köle olarak sitenin dışına atılmasına, alçaltan ve öldüren sefalete mahkum edilmesine ramak kalmıştır…
-
5 üzerinden 0 oy aldı(0)Antik Yunan Uygarlığı 3. Cilt
– Euripides’ten İskenderiye’ye –
Uygarlıklar gelişirken doğal varlıkların, örneğin bitkilerin yolunu izlerler. Çimlenirler, doğarlar, büyürler; klasik dönemlerinde serpilirler; sonra da solar, yaşlanır, batmaya yönelir, ölürler. Ama belki de hiçbir zaman büsbütün ölmezler. Gelecekteki insanlar için geçmişlerine ilişkin özlemler, uğuldayan anılar olarak kalırlar ve bazen kuşakların düşüncelerini, yeni yaratımlarını onlara göre düzenledikleri olur. Demek oluyor ki uygarlıklar güç durumlarında bile, şimdiye kadar boşa çıkmış, ama yokluğa teslim edilmemiş umutlardır, insanlığın belleğinde devinen, canlı umutlardır.
-
5 üzerinden 0 oy aldı(0)Bilim ve Düşünce Kitap Dizisi 3 – Pozitivizm
“İkinci pozitivizm”, Batı Avrupa ülkelerinde kapitalist sınıfın giderek daha gericileşmesiyle karakterize olan 19. yüzyılın son otuz yıllık diliminin sosyal ve politik atmosferinde ortaya çıktı. Paris Komünü (1871) olayları bu sınıf için tehlikeli bir alamet olmuştu. Avrupa burjuvazisinin ideolojisi, Paris Komünü’nden sonra giderek daha derinleşen çöküşe sürüklendi. Burjuva felsefesinde, gerçeğin bilgisini edinebilme ve şeylerin özüne ulaşma olanağına dair kuşkular, insanın toplumu temelden değiştirme güçlerine ve yeteneklerine inançsızlık artmaya başladı. Böyle bir zeminde yetişen felsefi akımlardan biri, devrimci ve materyalist dünya görüşüne karşı mücadelede yeni bir ideolojik silah rolünü oynayan Machçılıktı.
Machçılık, yalpalayan ve gerici küçük burjuva tabakalarının anlayışlarına karşılık gelen bir dünya görüşüydü. 19. yüzyıl pozitivistleri felsefeye saldırırlarken, Machçılar, bilimde materyalizm “metafiziği”nin izini bularak bilime karşı da cephe aldılar. Machçılık, eski pozitivizmle karşılaştırıldığında daha belirgin bir öznel idealist karakter taşıyor, ama aynı zamanda gerçek özünü saklama çabasını da güdüyordu. Comte, Mill ve Spencer, felsefenin kendi temel sorununa bir yanıt verme yeteneğinden yoksun olduğunu söylerlerken, Avenarius ve Mach, felsefede, ne materyalist ne de idealist olan “üçüncü bir yol” bulduklarını ilan ettiler. Bu “üçüncü yol” gerçekte, tek tek materyalist önermelerin öznel idealist tezlerle eklektik bir birleşimi olduğu ortaya çıktı.















