Ginko Dijital Abonelik

Adnan Özyalçıner
  • Alaycı Öyküler - Aradakiler
    (0)

    Alaycı Öyküler – Aradakiler

    – Toplu Öyküler 4. Kitap –

    Toplumcu edebiyatımızın köklerinden ve en güçlü çınarlarından Adnan Özyalçıner, kendisini “küçük öykücü” olarak tanımlar. Hayatın temel çelişmelerini, “küçük insan”ın dünyasındaki yansımalarıyla bulup anlatan bu öyküler, son derece yoğunlaştırılmış bir gerçekliği içerir ve bu bakımdan “atom çekirdeği” gibidir. Anlatılan olaylar, insanların, çevrelerindeki insanlarla, nesnelerle, bir bütün olarak dünyayla olan ilişkilerinin anlaşılması için bir çerçeve sunarlar. Her öykü, bir çatışma üzerine kurulur ve bu çelişkili yapı, hayatı hareket içinde yansıtır. Ama Özyalçıner, “sokakta ayna gezdiren” bir yazar değildir. Görünüşün ardından olup bitenleri, gerçekliğin içsel zenginliğini, görüntü yitip gittikten sonra da sürüp giden izleri görür ve gösterir. Kimi zaman ince bir ironi, kimi zaman düğümlenen bir acı, ama her zaman iyimserlik ve geleceğe güven duygusu taşıyan bu öyküler, tanımak, değişmek ve değiştirmek isteyenlere sesleniyor.

  • Ayak İzleri
    (0)

    Ayak İzleri

    Adnan Özyalçıner, öykülerinde yöneten-yönetilen çelişkisini, kapitalizmin kent yaşamında oluşturduğu dönüşümleri, değişen kentin, zorlaşan koşulların insanlara baskısını işler öykülerinde. Düşsel olanla gerçeği iç içe, güzelle çirkini yan yana verir. Yaşadığımız dünyanın, kentin, olayların kimi yanlarına öykünün merceğini tutarak yaşananların yeniden yorumlanmasını ister. Yazarımız bu kitabında gezi izlenimlerinden yola çıkıyor. Tunceli’nin, Diyarbakır’ın, Zonguldak’ın dağlarının, nehirlerinin, yollarının güzellikleriyle bu kentlerin insanlarının, bu kentleri görmek isteyenlerin yaşadıklarını yan yana getiriyor.

  • Keloğlan ile Köse
    (0)

    Keloğlan ile Köse

    Keloğlan ve Köse bu toprakların masal kişileri. Biri zeki ama yoksul öteki zengin kurnaz ve acımasız. Birbirleriyle çatışmaları ortak serüvenleri yüzyıllardır anlatılıyor. Elinizdeki kitaptaysa Sennur Sezer ile Adnan Özyalçıner onları günümüze getiriyor. Keloğlan, Köse’nin hilelerine karşı köydeki öteki emekçilerin desteğini istiyor. Keloğlan ile Köse bir araya gelirse görün bakalım neler oluyor

  • Cambazlar Savaşı Yitirdi - Sağanak
    (0)

    Cambazlar Savaşı Yitirdi – Sağanak

    – Toplu Öyküler 3. Kitap –

    Toplumcu edebiyatımızın köklerinden ve en güçlü çınarlarından Adnan Özyalçıner, kendisini “küçük öykücü” olarak tanımlar. Hayatın temel çelişmelerini, “küçük insan”ın dünyasındaki yansımalarıyla bulup anlatan bu öyküler, son derece yoğunlaştırılmış bir gerçekliği içerir ve bu bakımdan “atom çekirdeği” gibidir. Anlatılan olaylar, insanların, çevrelerindeki insanlarla, nesnelerle, bir bütün olarak dünyayla olan ilişkilerinin anlaşılması için bir çerçeve sunarlar. Her öykü, bir çatışma üzerine kurulur ve bu çelişkili yapı, hayatı hareket içinde yansıtır. Ama Özyalçıner, “sokakta ayna gezdiren” bir yazar değildir. Görünüşün ardından olup bitenleri, gerçekliğin içsel zenginliğini, görüntü yitip gittikten sonra da sürüp giden izleri görür ve gösterir. Kimi zaman ince bir ironi, kimi zaman düğümlenen bir acı, ama her zaman iyimserlik ve geleceğe güven duygusu taşıyan bu öyküler, tanımak, değişmek ve değiştirmek isteyenlere sesleniyor.

  • Dokumacının Ölümü
    (0)

    Dokumacının Ölümü

    – Emek Öyküleri 4. Kitap – 

    Bu kitapta, birbirine bağlanarak sürekli okumayı sağlayacak Türk edebiyatından on sekiz, Dünya edebiyatından dört öykü yer alıyor. Uygarlığı yaratanın, geliştirenin hep emek olduğunu biliyoruz. Üretimleriyle yaşamımızı sağlayanlar da hep emekçiler olmuştur. Kol gücünden başka sermayeleri olmayan işçilerle köylüler ve düşüncelerinden başka sermayeleri olmayan düşünce adamları, el birliğiyle, yaşamı var etmişlerdir. Gerçek yaratıcılar onlardır. Kitapta birbiri ardına sıralanan öykülerde de görüleceği gibi bütün olumsuzluklara, engellemelere karşılık, emekçiler üretimleriyle yaşamı değiştirip dönüştürmeye olan inançlarından caymamışlardır. Kitapta yer alan öykülerde, gelecekte paylaşılacak olan yaşama sevincinin kıvılcımlarını bulacaksınız.

  • Garip Nasıl Okuyacak
    (0)

    Garip Nasıl Okuyacak

    Anamı karların arasından, duvarın dibinde beni bekler görünce nasıl sevindim. Hiçbir şey düşünmeden koştum ona. Her şeyi unutmuştum. Anamı görüyordum yalnızca. Kar, soğuk, hepsi silinmişti. Sırtımdaki battaniye ona doğru koşarken yere düştü. Parmaklıkların orda anama kavuştum. El ele verdik parmaklıkların arasından. Bir süre durduk öyle. Anam “Üşüyeceksin, gel hele kınalım,” dedi.

  • Ekmek Kavgası
    (0)

    Ekmek Kavgası

    – Emek Öyküleri 1. Kitap – 

    “Ekmek kavgası, temel bir kavga. Her türlü sömürüye, haksızlığa, eşitsizliğe karşı bir özgürlük kavgası. İnsan olabilmenin, insan gibi yaşayabilmenin ve insan gibi ölebilmenin kavgası. Bu kitapta Türk ve dünya edebiyatından derlediğimiz 25 öyküde işçinin, emekçinin yaşama savaşını, el emeği, göz nuru ile ürettiklerine sahip olamayışının nedenlerini kimi acı, kimi duygusal, kimi de güldürücü ama düşündürücü serüvenler içinde izleyeceksiniz.

    Öyküleri, iş, emek ve çalışma içindeki emekçinin günlük yaşamını, sorunlarını, işyerlerinin durumunu, özellikle sermaye sahibi ile aralarındaki uzlaşmaz çelişkiyi, bu çelişkinin doğurduğu yoksulluğu belirtmesi açısından ayırdık. Öyküleri, iş ve işçi yaşamını sanatsal açıdan en güzel, en etkili biçimde anlatanlardan seçtik. Onun için toplumca gerçekçi öykücülerimizin yanında bu görüşe bağlı olmayan gerçekçi yazarlarımızın öyküleri de kitapta yer aldı. O öyküler de, koşulların getirdiği zorunluluklarla işçinin yoksulluğunu, iş ve işçi yaşamının güçlüklerini, uğradıkları haksızlıklarla sömürülüşlerini gerçekçi bir gözle anlatıyor.” Sennur Sezer, Adnan Özyalçıner 

    Kitapta, Refik Halit Karay, Sadri Ertem, Bekir Sıtkı Kunt, Sabahattin Ali, Sait Faik, Memduh Şevket Esendal, John Steinbeck, Ahmet Naim, Mehmet Seyda, Fahri Erdinç, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Haldun Taner, Samim Kocagöz, Rıfat Ilgaz, Necati Cumalı, Kemal Bilbaşar, Aziz Nesin, B. Traven, Muzaffer Hacıhasanoğlu, İlhan Tarus, Georgi Karaslavov, Nezihe Meriç, Tarık Dursun K., Tahsin Yücel’in öyküleri bulunmaktadır.

  • Gözleri Bağlı Adam - Yağma
    (0)

    Gözleri Bağlı Adam – Yağma

    – Toplu Öyküler 2. Kitap –

    Toplumcu edebiyatımızın köklerinden ve en güçlü çınarlarından Adnan Özyalçıner, kendisini “küçük öykücü” olarak tanımlar. Hayatın temel çelişmelerini, “küçük insan”ın dünyasındaki yansımalarıyla bulup anlatan bu öyküler, son derece yoğunlaştırılmış bir gerçekliği içerir ve bu bakımdan “atom çekirdeği” gibidir. Anlatılan olaylar, insanların, çevrelerindeki insanlarla, nesnelerle, bir bütün olarak dünyayla olan ilişkilerinin anlaşılması için bir çerçeve sunarlar. Her öykü, bir çatışma üzerine kurulur ve bu çelişkili yapı, hayatı hareket içinde yansıtır. Ama Özyalçıner, “sokakta ayna gezdiren” bir yazar değildir. Görünüşün ardından olup bitenleri, gerçekliğin içsel zenginliğini, görüntü yitip gittikten sonra da sürüp giden izleri görür ve gösterir. Kimi zaman ince bir ironi, kimi zaman düğümlenen bir acı, ama her zaman iyimserlik ve geleceğe güven duygusu taşıyan bu öyküler, tanımak, değişmek ve değiştirmek isteyenlere sesleniyor.

  • Gidelim Kâğıthaneye
    (0)

    Gidelim Kâğıthaneye

    Bir zamanlar İstanbul’un ortasında soluk alacak adacıklar vardı. Çalışanların, ev kadınlarının, genç kızların, delikanlıların biraz yeşil, biraz temiz hava yanında paylaşmanın, birbirine dayanışabilmenin, birlikte eğlenebilmenin keyfini çıkardıkları kırlık alanlar. “Kahtane” de bunlardan biri. Bir yanı tarih, bir yanı keyif…

  • Grev Bildirisi
    (0)

    Grev Bildirisi

    – Emek Öyküleri 2. Kitap – 

    “Kitabın ilk öyküsü Ekmek bir Sovyet öyküsü, açlık ve kıtlık günlerinde alın teriyle emek vererek kazanılan ekmeğin değerini, kutsallığını, güzelliğini anlatıyor. Onu izleyen öyküler, insanların bileğinin hakkıyla kazandıkları ekmek uğruna verdikleri savaşımı dile getiriyor. Bu savaşım, ekmeğin bölüşüleceği, emeğin özgürleşeceği aydınlık günlere olan inancı simgeliyor…

    Kitap, Grev Bildirisi öyküsünde yer alan Paşabahçe Şişe ve Cam işçilerinin İstanbul halkına dağıttıkları bildirideki şu sözlerle son buluyor: “Bugün 80 günü geçti, gene de hakkımızı istiyoruz. Dağlarda ebegümeci topluyoruz, labada topluyor, balık olursa oltayı alıp koşuyoruz. Evde fazla eşya vardı, kilim, mintan, iskemle gibi. Onları da satıyoruz. Ölüm Allahın emri, ama bu adam bizimle masaya oturmalı, mahkeme kararına, yargıtay kararına uymalı. Bu adamın hem devlete milyonlar zarar vermeye, hem de bizleri süründürmeye ne hakkı vardır?” Sennur Sezer, Adnan Özyalçıner 

     

  • Öyküleriyle İstanbul Anıtları 2. Cilt
    (0)

    Öyküleriyle İstanbul Anıtları 2. Cilt

    – Saray’dan Liman’a –

    İstanbul bir açık hava müzesidir. Birbirinden farklı dönem ve kültürlerin anıtlarının her biri yaşadığı süreç içinde söylenceler kazanmıştır. Bu söylenceler yanında kimi binalar tarihsel dönemleriyle ilgili öyküler saklamaktadır. Asıl şehir olan suriçi bölgeden başlayan bu öyküler İstanbul ile birlikte gelişmiş, değişmiştir. Şehrin sürekli büyüyen yapısına paralel olarak artan nüfus, İstanbul halkını şehrin simgesi olmuş dini ve sivil pek çok binanın, anıtın kimliğinden habersiz duruma getirmektedir. Pek çok yapının işlevlerinin bugüne kadar geçirdiği değişiklikleri bilen aydın sayısı da sınırlıdır. Öyküleriyle İstanbul Anıtları projesi İstanbul’un kültürel yapısında önemli bir yeri olan bina ve anıtları bugünkü kuşaklara tanıtma ihtiyacından doğmuştur.

    Söz konusu yapı ve anıtların geçmişten bugüne gelen söylencelerini yazılı hale getirmek, İstanbulluların içinde yaşadıkları kültürel dokuyu özümsemelerini sağlamak ve gelecek kuşaklara yazılı bir belge halinde söylenceleri iletebilmek bu projenin öteki ayağıdır. Bir Bizans prensesinin Moğollara gelin gitme zorunluluğundan doğan bir kilisenin öyküsü, Süleymaniye’nin inşaasının uzamasının uluslar arası bir olay oluşunun anlatımı kuşkusuz İstanbul halkının da, şehre tatil için gelenlerin de şehre bakışını değiştirecek öykülere örnektir. Öyküleriyle İstanbul Anıtları, İstanbul anlatıcısı, usta öykücü Adnan Özyalçıner ile şair Sennur Sezer’in yazımını gerçekleştirdiği bir kitaptır. Onların ayrıntıcı ve şiirsel anlatımı, İstanbul’un anıtlarının öykü ve söylencelerini yenileyecek, şehrin değişik bir ışık altında görülmesini sağlayacaktır.

  • Öyküleriyle İstanbul Anıtları 1. Cilt
    (0)

    Öyküleriyle İstanbul Anıtları 1. Cilt

    – Sulardır Kuşatan İstanbul’u –

    İstanbul bir açık hava müzesidir. Birbirinden farklı dönem ve kültürlerin anıtlarının her biri yaşadığı süreç içinde söylenceler kazanmıştır. Bu söylenceler yanında kimi binalar tarihsel dönemleriyle ilgili öyküler saklamaktadır. Asıl şehir olan suriçi bölgeden başlayan bu öyküler İstanbul ile birlikte gelişmiş, değişmiştir. Şehrin sürekli büyüyen yapısına paralel olarak artan nüfus, İstanbul halkını şehrin simgesi olmuş dini ve sivil pek çok binanın, anıtın kimliğinden habersiz duruma getirmektedir. Pek çok yapının işlevlerinin bugüne kadar geçirdiği değişiklikleri bilen aydın sayısı da sınırlıdır. Öyküleriyle İstanbul Anıtları projesi İstanbul’un kültürel yapısında önemli bir yeri olan bina ve anıtları bugünkü kuşaklara tanıtma ihtiyacından doğmuştur.

    Söz konusu yapı ve anıtların geçmişten bugüne gelen söylencelerini yazılı hale getirmek, İstanbulluların içinde yaşadıkları kültürel dokuyu özümsemelerini sağlamak ve gelecek kuşaklara yazılı bir belge halinde söylenceleri iletebilmek bu projenin öteki ayağıdır. Bir Bizans prensesinin Moğollara gelin gitme zorunluluğundan doğan bir kilisenin öyküsü, Süleymaniye’nin inşaasının uzamasının uluslar arası bir olay oluşunun anlatımı kuşkusuz İstanbul halkının da, şehre tatil için gelenlerin de şehre bakışını değiştirecek öykülere örnektir. Öyküleriyle İstanbul Anıtları, İstanbul anlatıcısı, usta öykücü Adnan Özyalçıner ile şair Sennur Sezer’in yazımını gerçekleştirdiği bir kitaptır. Onların ayrıntıcı ve şiirsel anlatımı, İstanbul’un anıtlarının öykü ve söylencelerini yenileyecek, şehrin değişik bir ışık altında görülmesini sağlayacaktır.