-
Akdeniz’in Rengi Mavi
Şiirleriyle ülkemizin yakın geçmişine tanıklık ediyor Gülsüm Cengiz. Bu yüzden, acı ve hüzün ağır basıyor şiirlerinde. Ancak bu hüzün insanda bir umutsuzluk değil, dünyayı yaşanır kılma isteği yaratıyor; umutla iç içe. Umudu, dünü bugüne taşıyan, bugünü yarına taşıyacak olan insanın eyleminde görüyor ozan.
-
Ayşe’nin Günleri
Ayşe içimizden biri. Belki sınıfımızdaki sıra arkadaşımız; belki de bizimle aynı kentte yaşayan on binlerce çocuktan biri. Yüreğinde insan, hayvan, doğa sevgisi bulunan; dostluk yardımlaşma, dayanışma duyguları içinde… Yaşama karşı iyimserlikle ve umutla bakan bir çocuk. Ayşe’nin Günleri, işte bu küçük kızın öyküsünü anlatıyor bize. Romanda, onun yakın çevresinden yola çıkarak, köyden kente göç eden bir ailenin karşılaştığı sorunlar anlatılıyor. Annesinin çalışmak için Almanya’ya gitmesi nedeniyle, ondan uzak kalan Ayşe’nin yaşadıklarına tanık oluyoruz. Olaylar karşısında bazen şaşırıyor, üzülüyor, bazen de öfkeleniyor Ayşe. Ama umudunu, direncini ve yaşama sevincini hiç yitirmiyor. Küçücük bedeninde taşıdığı kocaman yüreğiyle ve bütün gücüyle tutunuyor yaşama. Yaşadığı koşulları değiştirmeye, yaşamı güzelleştirmeye çalışıyor. Bazen öğretmeninin gülümsemesinde, bazen minik bir kedinin sıcaklığında, bazen birlikte oynanan oyunların coşkusunda çoğaltıyor sevincini. -
İpini Kopartan Uçurtma
İpini Kopartan Uçurtma‘nın serüveni, yaşlı bir oyuncakçının dükkanında başladı. Bir yanlışlık, onu sevgisiyle yapan Umut adlı çocuktan ayırdı. Sonra Okan’la, Metin ve kardeşleriyle tanıştı; bir yılbaşı günü armağan olarak verildiği Ezgi’yle arkadaş oldu. Uçurtmanız; tanıştığı her çocukla değişik serüvenler yaşadı. Bazen ışıklı caddelerde, bazen karanlık sokaklarda dolaştı. Çocukların çalıştığı atölyelere girdi. Bu süre içinde, o hep, Umut adlı çocuğu bulmayı düşledi. Sonra bir gün… Siz de; İpini Kopartan Uçurtma‘yla birlikte değişik yerler görmek, serüvenler yaşamak ister misiniz? Öyleyse, takılın uçurtmanın kuyruğuna, çevirmeye başlayın kitabınızın sayfalarınız… -
Son Çiçek
Bilge merak içindedir; çünkü büyükbaba son günlerde oldukça garip davranmaktadır. Bilge, büyükbabası, anne ve babasıyla birlikte plastik çiçeklerin ve ağaçların ortasındaki bir evde yaşamaktadır. Büyükbabanın garip davranışlarından kuşkulanan Bilge, bir akşam onu izlemeye karar verir. Sonra ne mi olur? Bilge, kendisini gizemli ve heyecanlı bir serüvenin içinde bulur. O andan sonra Bilge ve büyükbabası bir gize ortak olurlar. Bu giz bir çiçekle ilgilidir. Onları önemli bir görev beklemektedir. Bilge ile büyükbabası bu görevi yerine getirmek için tehlikeli bir yolculuğa çıkarlar. Son Çiçek; eski bir çiçek yetiştiricisi olan büyükbabayla, torunu Bilge’nin inanılmaz serüvenini anlatıyor. Okurlarını renk renk çiçeklerin dünyasından, yaşamla dirim arasındaki mücadeleye uzanan bir yolculuğa çıkarıyor. Bu yolculuğa, kitapları, doğayı seven bütün insanlarla birlikte sizi de çağırıyor… -
Eylül Deyişleri
“Gülsüm Cengiz, bağlanacak değerler arayan, dolayısıyla yalpalayan bir ozan değil. Seçimini yapmış bir ozan. Hem dünya görüşü olarak, hem estetik olarak. Hem içerikte, hem biçimde. Gülsüm Cengiz, ‘söz’e bağlanmış. ‘Sözün gücü’ne.. Büyük, derin ana yolu seçmiş. Kısa erimli, parlak görünümlü başarılar yerine, iğneyle kuyu kazmayı, ağır ama güvenli ilerlemeyi seçmiş. İmgeyi cambazlıklar düzeyinde bir gösteri aracı görmek yerine, ‘sözün gücü’ne inananlar kervanına katılıp yalın sözden çok şey bekleyenlerin alçakgönüllü, ama sağlam ve zorlu yolunda yüremeyi…” Kemal Özer
-
Kadınlar İçin Söylenmiştir
– Anadolu’da Kadınların Şiirli Tarihi –
Anadolu çağlar boyu acılı kadın yaşamlarına tanıklık etti. Şairlerin kıvrak, usta dilleri katıldı bu tanıklığa… 20 yıl süren bu çalışmanın amacı; insanlık tarihinin başından bu yana Ege’den Mezopotamya’ya, Karadeniz’den Akdeniz’e kadar yaşadığımız coğrafyada çeşitli evrimlerden geçmiş kadın yaşamlarına şiirli bir tanıklık sunmaktır… Şiirlerin yazıldığı dönemlerdeki toplumsal ilişkilere, değer yargılarına, kadının toplumsal yaşam içindeki yerine, kadın erkek ilişkilerine, kadın yaşamlarına ışık tutabilmek… Kadınların yaşam koşullarını ortaya koyarken; değişme istek ve çabalarına, bu uğurda verilen mücadeleye, direnç ve umuda tanıklık etmek ve bir kaynak oluşturabilmek… Kadının cins olarak da emekçi olarak da sömürülmediği bir dünya kurma ve insanın özgürleşme mücadelesine küçük bir katkı sunabilmek için…
-
Mayısta Üzgün Gönlüm
Mayıs, tomurcuklanan çiçekleriyle ilkyaz umudunun; son yazda solan, kışın ölen doğanın yeniden canlanışının, dirilişinin habercisidir, He var ki, yaşamın bütünlüğü içinde hüzünleri, acıları da içinde taşıyarak. ‘Eylül mayısa dönüşecek’ diyor bir dizesinde ünlü Bulgar ozan Geo Milev. Bütün eylüller mayısa dönüşür. Gülsüm Cengiz’in ilk kitabı Eylül Deyişleri adını taşıyordu. Sevdamız Çiçeklenir Zulada izledi onu; ve ardından Mayısta Üzgün Gönlüm. Bu kitaptaki şiirlerin kimi sevinçlerini vurguluyor yaşamanın, kimi hüznünü. ‘Yandım Ateşlerde’ başlıklı bölümdeyse, insanın kıyıcılığının vurgulandığı, insanı insan tarafından diri diri yakılmasının nedenlerini sorgulandığı, bir dizi şiir bulunuyor.
-
Sevdamız Çiçeklenir Zulada
“Gülsüm Akyüz (Cengiz), tutsaklık acısını tadan genç sevgililerin acılarını şiirleştirmiş. Kitabın sunusunda, ‘kendisinin bu acıyı, kendi yaşamından tanımadığını belirten’ Akyüz, kadınca bir duyarlıkla aktarıyor çağdaş bir acıyı. Bir yaprağın düşüşünü izler gibi/bakıyorduk geçip giden günlere/hüzünle/Sevinciyse günlerin/çıplak dallar üstünde/taş duvarlar ardında/birbirine sokulan/iki beyaz güvercin.” Sennur Sezer
“Gülsüm Akyüz Eylül Deyişleri’nden sonra çıkardığı ikinci şiir kitabı Sevdamız Çiçeklenir Zulada ile bir mahpushane şiiri yaratmayı denemiş. İnce duyarlıklarla ‘içeri’den seslenen yoğun bir duygusallığın egemen olduğunu görüyoruz.” Öner Yağcı
-
Selam Yaratana
– Emek Şiirleri 1. Kitap –
Emek Şiirleri, teması emek ve emekçiler olan şiirlerden oluşmuş bir seçkidir. İlk kitap “Selam Yaratana” başlığını taşıyor. Ağırlıklı olarak emekçilerin günlük yaşantısına değinen şiirlerden oluşan kitabın ‘Yorgunluğun Kardeşlik Kokan elleri’ başlıklı bölümünde emekçilerin güç yaşamlarını, emek-sermaye çelişkisini konu alan şiirler; ‘Terimizin Aktığı Yer, Yerimiz’ başlıklı bölümde ise işsizlik, gurbet, iş kazaları gibi işçilerin yaşamlarında ve üretim sürecinde yaşadıkları güçlükleri anlatan şiirler yer alıyor.
“Ellerimiz Günışığı” başlıklı ikinci kitap ise emekçilerin sömürüsüz, eşit bir dünyaya duydukları özlemi, baskıya ve sömürüye karşı dirençlerini ele alan şiirlerin yer aldığı ‘Kan Ter İçinde’ ve ‘Elleri Var Özgürlüğün’ adlı iki bölümden oluşuyor.
-
Yasak Sevda Sözcükleri
“Gülsüm için ne denebilir? Bilinçsiz insanların rahatını kaçıran kadın. Mangal yürekli ana. Devrimci Türk şiirine yeni bir ses getiren şair. Acı çekenlerin, işkence görenlerin, geleceğe umutla bakanların, yarınlara güvenenlerin, baharı ve barışı özleyenlerin şairi…” Hıfzı Topuz