-
Masallar ve Toplumsal Cinsiyet
– 2010 Oğuz Tansel Halkbilimi Ödülü –
Timsahlarla aynı ırmakta yüzmezsiniz, vahşi bir ormana silahsız dalmazsınız, bir aslan karşı dağdan bile kükrese kaçarsınız. Ama yemyeşil bir kırda uzanıp göğe bakarken rahat; çimlerden yavaş yavaş zerk edilen bir zehir varsa, savunmasızsınız. Belki de masallarla mışıl mışıl uykuya dalarsınız. Derken günü gelir sorarsınız:
Bir ölü olan Pamuk Prenses’in öpülmesi neden bizi dehşete düşürmez? Yalnızca basit bir öpücük boğazındaki elmayı nasıl çıkarır? Yoksa ima edilen bir sarsılma mıdır?
Hansel ve Gretel’in aileleri tarafından fakirliğe çare olarak ormana atılmaları ve haneye tecavüz, yamyamlık, cinayet, hırsızlıkla devam eden maceralarının anlamı nedir?
Cam tabut, camdan pabuçlar ve peri kızlarının kuğu kanatları çalınınca evlenmeye mecbur olması ne anlama gelir?
Elmanın yalnızca kırmızı tarafının zehirlemesi, kırmızı pabuçları sevdiği için ayakları kesilen Karin, Kırmızı Başlıklı Kız… Kırmızı neyin simgesidir?
Masallarda işlenen kodlar, yetişkin yaşamımızda bizi nasıl etkiler?
Bu masal analizi kitabında aslında hep bildiğiniz şeylerle şaşıracaksınız.
-
Masal Masal Matitas
Masallar ve Toplumsal Cinsiyet‘le, masalın ideolojik arka planını analiz eden ve çocukken aldığımız iletilerin yetişkin yaşamımızı nasıl etkilediğini inceleyen Melek Özlem Sezer, bilinçaltı oyunlarıyla yaşamımızı zorlaştıran masalları anlatmıştı. Şimdi de on iki yıllık bir çalışmanın ürünü olan Masal Masal Matitas‘la, hayatımızı zenginleştiren masalları paylaşıyor. Masalın yetişkin yaşamında da yalnızca kendi türüne özgü hazlarıyla, kurgu ve dil olanaklarıyla, kimi zaman acarlığıyla, kimi zaman felsefi derinliğiyle ve en önemlisi kuşaklar boyu sınanarak aktarılan hayat bilgisiyle yabana atılmayacak bir zenginlik sunduğunu gösteriyor. Tutkusunu yitirmemiş bir akıl ve akıldan vazgeçmemiş bir tutkuyla yazılan masalların peşine düşüyor.
-
Nefser
“‘Ey şimşek yemiş ağacı açtıran
Hiçbir düş yoktur ki
Uykusunu almış olarak kalksın yatağından’Böyle söylerdi Nefser
Gülhatmi deseni oyup giderken
Süveydamdan…”