Ginko Dijital Abonelik

Sennur Sezer
  • Akdenizli Şiirler
    (0)

    Akdenizli Şiirler

    “Zeytin, incir, üzüm… Hele zeytin. Sonra göçmen ürünler: limon, mandalina ve portakal… Defneyi, fesleğeni, ot çeşitlerini saymıyorum bile. Üstüne masmavi güneşli bir gökyüzüyle çivit rengi bir deniz. Hoşgörü ve ölümüne sevdalar. Yoksulluk ve yoksulluğun yanı sıra Akdeniz zenginliğinden kolayca pay almak isteyenlerin kışkırttığı savaşlar. Binlerce yıllık uygarlıkların yıkıntılarıyla, dünyaya egemen olan dinlerin beşiği olmak da car Akdenizlilikte.

    Peki bütün bunların yansıması nedir edebiyata?

    Dillerin çeşitliliğinin, inançların renklerinin coğrafyada birbirleriyle uyum içinde yer alması da, komşusuyla kan davası gütmek de doğal.

    Hem barıştan yana hem öfkesi burnunda halklar… Bu bölgesel bir karakter özelliği değil bence. Suç yoksullukta. Bunca zenginliğin ortasında çaresiz yaşamakta. Edebiyat bunu yansıtıyor elbette.” Sennur Sezer

  • Akşam Haberleri
    (0)

    Akşam Haberleri

    Akşam Haberleri, yaşanan günlerin şiir aynasından yansıyışı. Fotoğrafların, çığlıkların, gurbetlerin sözcüklere sığdırılmaya çalışılması. Unutulmuş masalların kardeş kaynaklardan doğup birbirine benzemez anadillerle anlatımı belki de. Ağıtların yerini sevda türküleri alsın diye ..

    Güneşi hiç görmemiş çiçeklerin kokusu çağırır geceyi. Orada, uzak güneyde, bu kokuyla sarsılır karanlık. Sevgiliyi öven şarkılar ışıldar ufukta: Ya leyl, ya habibi, elbi elbi.. Ne gecenin umurundadır, ne sevgilinin… Yalnızların incinir yüreği. Ölüm kibirlidir… Aşk acemi.

  • Pencereden Bakan Çocuk
    (0)

    Pencereden Bakan Çocuk

    “Bu kitap sen doğmadan çok önce yazılmaya başlandı. Sana benzer çocuklar için. Onların sevinç ve üzüntülerini hep yüreğinde taşıyan biri yazdı. Bir komşu teyze gibi düşün onu. O komşu teyzenin bir zamanlar çocuk olduğu sana şimdi inanılmaz gelir. Ama hatırla, komşu teyzen de, annen de, baban da bir zamanlar çocuktu. Büyükannen, deden de. Bu kitabı yazan da bir zamanlar çocuktu, çocukluğun nasıl bir dönem olduğunu hiç unutmadı, yazarlar ve ozanlar çocuklarını hiç unutmazlar.”

  • Bir Annenin Notları
    (0)

    Bir Annenin Notları

    Bir Annenin Notları, Sennur Sezer’in 1964-1991 yılları arasında yayınlanan altı kitabından seçtiği şiirlerden oluşuyor. Bu şiirlerde, bir kadın duyarlığı ile bir işçinin, bir emekçinin yaşama bakışı, savaşımı ve direnci yer alıyor. Bir kadın ve anne sıcaklığı taşıyan bu şiirler, bir annenin notları olarak da okunabilir:

    “Çocuklar hayır diyebilmek ölüme
    haksızlığa yokluğa
    yasağa hayır demek
    Kızım güzel şeyler istiyor ille güzel şeyler
    oğlum ablasının çöreklerini
    paylaşmak istiyor açlığıyla ve kuşlarla
    Yok bilmiyorlar yoksul bilmiyorlar
    Öğretiyorlar başka çocukların da dişleri olduğunu
    elleri olduğunu
    şekerlerle oyuncaklara”

  • Gidelim Kâğıthaneye
    (0)

    Gidelim Kâğıthaneye

    Bir zamanlar İstanbul’un ortasında soluk alacak adacıklar vardı. Çalışanların, ev kadınlarının, genç kızların, delikanlıların biraz yeşil, biraz temiz hava yanında paylaşmanın, birbirine dayanışabilmenin, birlikte eğlenebilmenin keyfini çıkardıkları kırlık alanlar. “Kahtane” de bunlardan biri. Bir yanı tarih, bir yanı keyif…

  • İzi Kalsın
    (0)

    İzi Kalsın

    Sanatın bir işi de tanıklıktır. Ancak tanıklık kolay değildir. Yansız olamazsınız. Eğer eleştirmiyorsanız tanık olamazsınız. Mutluluğun da tanığı olacaksınız, üzüntünün de. Kısacası yaşadıklarınızı gelecek kuşaklara aktaracaksınız, sevinçler çoğalsın, acı dursun diye.

    Ali Öz ile Sennur Sezer iki baştan yaşadıkları çağdan sorumlu olduklarını kanıtlıyorlar. Fotoğraflar ve şiirlerle.

    Ve “hayır” diyorlar, baskıya, acıya, ölüme…

    İnsan olmanın izi kalsın diye.

  • Kirlenmiş Kâğıtlar
    (0)

    Kirlenmiş Kâğıtlar

    Yunus Nadi Şiir Ödülü (2000)

    “…Ben bu ödülü, kültür emperyalizmine karşı savaşan arkadaşlarımın ve en çok da kültür emperyalizminin hedef aldığı kadınlar adına alıyorum.” (Sennur Sezer’in ödül konuşmasından)

    “Birbirini açıklar mı sözcükler
    Yoksa ışıltısını mı yansıtır
    anlattığının
    Bir sözcük verin bana
    sıcaklığını taşısın kanın
    soğuyup pıhtılaşsın
    silinmesin”

  • Öyküleriyle İstanbul Anıtları 2. Cilt
    (0)

    Öyküleriyle İstanbul Anıtları 2. Cilt

    – Saray’dan Liman’a –

    İstanbul bir açık hava müzesidir. Birbirinden farklı dönem ve kültürlerin anıtlarının her biri yaşadığı süreç içinde söylenceler kazanmıştır. Bu söylenceler yanında kimi binalar tarihsel dönemleriyle ilgili öyküler saklamaktadır. Asıl şehir olan suriçi bölgeden başlayan bu öyküler İstanbul ile birlikte gelişmiş, değişmiştir. Şehrin sürekli büyüyen yapısına paralel olarak artan nüfus, İstanbul halkını şehrin simgesi olmuş dini ve sivil pek çok binanın, anıtın kimliğinden habersiz duruma getirmektedir. Pek çok yapının işlevlerinin bugüne kadar geçirdiği değişiklikleri bilen aydın sayısı da sınırlıdır. Öyküleriyle İstanbul Anıtları projesi İstanbul’un kültürel yapısında önemli bir yeri olan bina ve anıtları bugünkü kuşaklara tanıtma ihtiyacından doğmuştur.

    Söz konusu yapı ve anıtların geçmişten bugüne gelen söylencelerini yazılı hale getirmek, İstanbulluların içinde yaşadıkları kültürel dokuyu özümsemelerini sağlamak ve gelecek kuşaklara yazılı bir belge halinde söylenceleri iletebilmek bu projenin öteki ayağıdır. Bir Bizans prensesinin Moğollara gelin gitme zorunluluğundan doğan bir kilisenin öyküsü, Süleymaniye’nin inşaasının uzamasının uluslar arası bir olay oluşunun anlatımı kuşkusuz İstanbul halkının da, şehre tatil için gelenlerin de şehre bakışını değiştirecek öykülere örnektir. Öyküleriyle İstanbul Anıtları, İstanbul anlatıcısı, usta öykücü Adnan Özyalçıner ile şair Sennur Sezer’in yazımını gerçekleştirdiği bir kitaptır. Onların ayrıntıcı ve şiirsel anlatımı, İstanbul’un anıtlarının öykü ve söylencelerini yenileyecek, şehrin değişik bir ışık altında görülmesini sağlayacaktır.

  • Öyküleriyle İstanbul Anıtları 1. Cilt
    (0)

    Öyküleriyle İstanbul Anıtları 1. Cilt

    – Sulardır Kuşatan İstanbul’u –

    İstanbul bir açık hava müzesidir. Birbirinden farklı dönem ve kültürlerin anıtlarının her biri yaşadığı süreç içinde söylenceler kazanmıştır. Bu söylenceler yanında kimi binalar tarihsel dönemleriyle ilgili öyküler saklamaktadır. Asıl şehir olan suriçi bölgeden başlayan bu öyküler İstanbul ile birlikte gelişmiş, değişmiştir. Şehrin sürekli büyüyen yapısına paralel olarak artan nüfus, İstanbul halkını şehrin simgesi olmuş dini ve sivil pek çok binanın, anıtın kimliğinden habersiz duruma getirmektedir. Pek çok yapının işlevlerinin bugüne kadar geçirdiği değişiklikleri bilen aydın sayısı da sınırlıdır. Öyküleriyle İstanbul Anıtları projesi İstanbul’un kültürel yapısında önemli bir yeri olan bina ve anıtları bugünkü kuşaklara tanıtma ihtiyacından doğmuştur.

    Söz konusu yapı ve anıtların geçmişten bugüne gelen söylencelerini yazılı hale getirmek, İstanbulluların içinde yaşadıkları kültürel dokuyu özümsemelerini sağlamak ve gelecek kuşaklara yazılı bir belge halinde söylenceleri iletebilmek bu projenin öteki ayağıdır. Bir Bizans prensesinin Moğollara gelin gitme zorunluluğundan doğan bir kilisenin öyküsü, Süleymaniye’nin inşaasının uzamasının uluslar arası bir olay oluşunun anlatımı kuşkusuz İstanbul halkının da, şehre tatil için gelenlerin de şehre bakışını değiştirecek öykülere örnektir. Öyküleriyle İstanbul Anıtları, İstanbul anlatıcısı, usta öykücü Adnan Özyalçıner ile şair Sennur Sezer’in yazımını gerçekleştirdiği bir kitaptır. Onların ayrıntıcı ve şiirsel anlatımı, İstanbul’un anıtlarının öykü ve söylencelerini yenileyecek, şehrin değişik bir ışık altında görülmesini sağlayacaktır.