17 sonucun tümü gösteriliyor
-
Bilim ve Düşünce Kitap Dizisi 3 – Pozitivizm
“İkinci pozitivizm”, Batı Avrupa ülkelerinde kapitalist sınıfın giderek daha gericileşmesiyle karakterize olan 19. yüzyılın son otuz yıllık diliminin sosyal ve politik atmosferinde ortaya çıktı. Paris Komünü (1871) olayları bu sınıf için tehlikeli bir alamet olmuştu. Avrupa burjuvazisinin ideolojisi, Paris Komünü’nden sonra giderek daha derinleşen çöküşe sürüklendi. Burjuva felsefesinde, gerçeğin bilgisini edinebilme ve şeylerin özüne ulaşma olanağına dair kuşkular, insanın toplumu temelden değiştirme güçlerine ve yeteneklerine inançsızlık artmaya başladı. Böyle bir zeminde yetişen felsefi akımlardan biri, devrimci ve materyalist dünya görüşüne karşı mücadelede yeni bir ideolojik silah rolünü oynayan Machçılıktı.
Machçılık, yalpalayan ve gerici küçük burjuva tabakalarının anlayışlarına karşılık gelen bir dünya görüşüydü. 19. yüzyıl pozitivistleri felsefeye saldırırlarken, Machçılar, bilimde materyalizm “metafiziği”nin izini bularak bilime karşı da cephe aldılar. Machçılık, eski pozitivizmle karşılaştırıldığında daha belirgin bir öznel idealist karakter taşıyor, ama aynı zamanda gerçek özünü saklama çabasını da güdüyordu. Comte, Mill ve Spencer, felsefenin kendi temel sorununa bir yanıt verme yeteneğinden yoksun olduğunu söylerlerken, Avenarius ve Mach, felsefede, ne materyalist ne de idealist olan “üçüncü bir yol” bulduklarını ilan ettiler. Bu “üçüncü yol” gerçekte, tek tek materyalist önermelerin öznel idealist tezlerle eklektik bir birleşimi olduğu ortaya çıktı.
-
Bilimin Toplumsal İşlevi
Bugün, özellikle Anglo-Amerikan dünyasında bilim daha çok fiziksel evrenin bilgi birikimi olan doğa bilimleri olarak değerlendirilirken, Almanya ve Rusya gibi ülkelerde sosyal bilimler, sosyal sistemlerin bilgisi olarak değerlendirilir. Bazı yerlerdeyse bilim kavramı daha da genişletilip içine teknoloji de eklenir. J. D. Bernal bu üç alanı, yani doğa bilimleri, sosyal bilimler ve teknolojiyi birleştirdi. Bugün bilimin değişik alanları arasındaki sınırlar alabildiğine kapanmış ve pek çok alan birçok yönüyle iç içe geçmişse bunda en önemli rollerden biri J. D. Bernal’e ve onun bilimin sosyal bir işlevi olduğuna ilişkin ünlü tezine aittir. Bu tezini Bilimin Toplumsal İşlevi adlı kitabında işledi. 1939’da yayınladığı bu kitabında Bernal iki soruyu yanıtlamaya çalıştı: 1) Bilim bugün ne yapıyor? 2) Bilim aslında ne yapabilir? Bu sorular ekseninde kapitalist ve sosyalist dünyadaki bilimi, bilim politikalarını karşılaştırdı, tartışıp önerilerde bulundu.
-
Darwin Ne Yaptı?
Darwin adı, organik evrim teorisinde silinmez bir damgadır. Bu teori, yeryüzünde yaşayan ve eskiden yaşayıp tükenmiş türlerin nasıl ortaya çıktıklarını aydınlatma çabasının ürünüdür. Darwin’e varıncaya kadar yaşambilim, dağınık bilgiler toplamından başka bir şey değildi. Darwin teorisiyle bu dağınık bilgileri toparlamıştır. Yaşambilim, Darwin’le birlikte ve ondan sonra materyalist ve diyalektik bir temele oturmuş, gerçekten bir bilim olmuştur.
Darwin’in yapıtlarını (“Türlerin Kökeni”, “İnsanın Türeyişi”, “Seksüel Seçme”) Türkçeye kazandıran Öner Ünalan, elinizdeki popüler kitabı, özellikle Türkiye koşullarında yetişmiş kişileri göz önünde tutarak yazmıştır. Kitabında, “Yeryüzündeki canlılar nasıl var oldu ya da türler nasıl ortaya çıktı?” sorusundan başlayarak Darwin’i ve yöntemini tanıtmakta, çağdaşlarıyla ilişkilerini ele almakta, yaşambilimin Darwin’le birlikte ve ondan sonraki gelişmesinin neler gösterdiğini, kısaca Darwin’in bilim tarihindeki yerini anlatmaktadır.
-
Emek, Din ve İnsan
Günümüzde sınıfsal çelişkilerin üstü inanç örtüsüyle örtülerek emekçi kitleler arasındaki din ve mezhep ayrımları kullanılarak, sömürü çarkının aksamadan işlemesi sağlanmaktadır.
Bu kitapta, hiç kimsenin dini duyguları incitilmeden, inançlara hakaret edilmeden din ve dinler hakkında hem genel bilgiler, hem de eleştirel değerlendirmeler yer almaktadır… Kitap Türkçe’de yayımlanan bu nitelikte ve kapsamda ilk yapıt özelliğini taşımaktadır.
-
Eylem ve Düşünce Açısından 20. Yüzyıl
19. yüzyıla devrimler ve buluşlar çağı demek yanlış olmaz. Avrupa’da milyonların toprağını kaybedip fabrikalara akmaya devam ettiği çağ. Buhar gücünün yeni bir çığır açtığı, meta üretiminin devasa ölçeklerde arttığı, milyonların aynı hızla yoksullaştığı bir çağ. Elbette bu tahterevallinin öteki ucunda da zenginliğin bir azınlığın elinde birikmesi var. Bu altüst oluşun politik, felsefi yansımaları nelerdi? Bilimsel ve teknolojik gelişmeler ekonomi ve politika alanında nasıl karşılık buldu? Filozoflar çağın gelişmelerini nasıl yorumladılar?
Necip Alsan, 19. yüzyılın bütün önemli gelişmelerini gözlerimizin önüne sererken, aynı zamanda çağı günümüze taşıyan olaylar zinciri ve düşünce akımları arasındaki diyalektik bütünlüğü de görmemizi sağlıyor.
-
Eylem ve Düşünce Açısından 19. Yüzyıl
19. yüzyıla devrimler ve buluşlar çağı demek yanlış olmaz. Avrupa’da milyonların toprağını kaybedip fabrikalara akmaya devam ettiği çağ. Buhar gücünün yeni bir çığır açtığı, meta üretiminin devasa ölçeklerde arttığı, milyonların aynı hızla yoksullaştığı bir çağ. Elbette bu tahterevallinin öteki ucunda da zenginliğin bir azınlığın elinde birikmesi var. Bu altüst oluşun politik, felsefi yansımaları nelerdi? Bilimsel ve teknolojik gelişmeler ekonomi ve politika alanında nasıl karşılık buldu? Filozoflar çağın gelişmelerini nasıl yorumladılar?
Necip Alsan, 19. yüzyılın bütün önemli gelişmelerini gözlerimizin önüne sererken, aynı zamanda çağı günümüze taşıyan olaylar zinciri ve düşünce akımları arasındaki diyalektik bütünlüğü de görmemizi sağlıyor.
-
Evrim Kuramı ve Mekanizmaları
Başta evrimsel biyoloji olmak üzere bilimin çeşitli disiplinlerine ilişkin sürdürdüğü yayıncılıkla Türkiye’nin en kapsamlı ve güvenilir popüler bilim ve eğitim oluşumlarından biri haline gelen “Evrim Ağacı”nın kurucusu Çağrı Mert Bakırcı tarafından yazılan söz konusu eser, evrimin işleyişini sade, günlük ve herkes tarafından anlaşılabilir bir dille okurlara aktarıyor.
“Elinizdeki kitap, Türkiye’de popüler bilim sahasında evrimin tüm mekanizmalarını bir arada ele alan ilk kitaptır. Dolayısıyla bugüne kadar okuduğunuz evrim kitaplarında aklınıza yatmayan bazı noktalar olduysa, muhtemelen bu soru işaretlerini çözmenizi sağlayacaktır. Evrim Ağacı’nın kurucusu ve bilim konuşmacısı olan Çağrı Mert Bakırcı’nın Evrim Kuramı ve Mekanizmaları kitabı, evrime yeni giriş yapacaklar ve bilgilerini genişletmek isteyenler için çok faydalı bir derleme olacaktır. Bilimin ağır dilini kırmak adına her bölüm başına eklenmiş ve bölüm içeriğini özetleyen kısa hikayeler sayesinde kitabı bir solukta okuyacak ve her zaman yardımcı bir kaynak olarak kullanabileceksiniz. Kitabın Türkiye’deki evrimsel biyoloji yazını içinde seçkin bir yeri olacağına eminim.” Ergi Deniz Özsoy
-
Fiziğin Evrimi
– İlk Kavramlardan İlişkinliğe ve Kuantumlara –
Bu kitabın ilk baskısından bu yana geçen zaman içinde, kitabın baş yazarı ve belki en büyük bilim adamı ve gelmiş geçmiş insanların en seveceni olan Einstein öldü. Gene o zamandan beri, fizikte eşsiz gelişmeler oldu. Çekirdek fiziğindeki ilerlemeyi, temel tanecikler (particles) teorisini ve kozmik uzayın araştırılmasını anmak yeter. Bununla birlikte, bu kitapta değiştirilmesi gereken pek az şey var; çünkü bu kitap, yalnızca, aslında aynı kalmış olan en önemli fizik kavramlarını ele almıştır.
İki ünlü fizikçinin ortaklaşa yazdıkları bu kitapta modern fiziğin kavramları tanıtılmakta ve başlangıçtan bugüne evrimi anlatılmaktadır. Kitap 4 ana bölümden oluşmaktadır:
1. Bölüm – Mekanikçi Görüşün Doğuşu
2. Bölüm – Mekanikçi Görüşün Değerden Düşmesi
3. Bölüm – Alan ve İlişkinlik
4. Bölüm – Kuantumlar -
Frankfurt Okulu Eleştirisi
Bugün yaygın biçimde pozitivizmle Marksizmi eşitleyen yüzeysel akademik önyargının temel taşları Frankfurt Okulu tarafından döşenmiştir. Hans Heinz Holz’un eleştirisinin hedefinde bulunan Frankfurt Okulu düşünürlerinin “salt teorik” olmayı hedefleyen, hemen önlerinde akıp gitmekte olan tarihsel eylemi kasıtlı olarak görmeyen ve çalışmalarını özellikle bundan uzak tutan yaklaşımları, solcu aydın çevrelerde her zaman büyük ilgi görmüş, Marksizmle liberalizm arasında bir geçiş olanağı sunması bakımından da siyasal ve entelektüel dünyada işlevsel olmuştur.
Dikkatle incelendiğinde görülecektir ki, Frankfurt Okulu’nun cephaneliğinden alınmış pek çok kavram, yalnızca solcu aydın çevrelerde değil, özellikle liberal “sol” kanatta, hatta kimi İslamcı entelektüelin dilinde ve düşüncesinde önemli bir yer tutmaktadır. Holz’un öğrettiği üzere, bunlar basit ve rastgele kullanılan kavramlar olarak kalmamakta, politik etkinliğin programa ilişkin ya da taktiksel yapılarını da etkilemektedir. Bu bakımdan, yaşadığımız koşullarda, elimizdeki kitap, Marksist-Leninist ideolojik mücadelenin güçlenmesine ve ilerlemesine büyük katkıda bulunacaktır.
-
İdealizme Karşı Diyalektik ve Tarihsel Materyalizm
– Bilimdeki Mücadelenin Tarihinden –
Bugünkü bilimsel düzeyin öncesiz olmadığı, uzay teknolojisinden ileri düzeyde elektroniğe, süper iletkenlerden genetik kopyalama kadar pek çok güncel kavramın, kökenleri itibariyle bilim tarihinin yakın sayfalarında mevcut olduğu, dönemin çalışmalarını izleme, belgelerini inceleme şansı bulanlar için açıktır. Ama SSCB’nin üzerine örtülen sessizlik kefeni, onun bilgilerini de kapsayacak denli geniş kesildi. Eşine az rastlanır ve bilimsel Rönesans dönemi olarak da değerlendirebilecek sürecin belgeleri bugün için de ilgi çekiciliğini koruyor.
-
İnsanın Türeyişi
İnsanın Türeyişi, Charles Darwin’in ilk kez 1871 yılında basılan evrim kuramı hakkındaki kitabıdır. Kitap Darwin’in, 1859’da yayınlanan Türlerin Kökeni’nden sonra insanın evrimi kuramını konu edinen ikinci kapsamlı eseridir. Kitapta bir tür olarak insan, yani insanın bedensel ve zihinsel bakımdan öbür hayvanlarla evrimsel ilişkileri incelenmektedir. Bu yapıtın başlıca ereği, birincisi, bütün öbür türler gibi insanın da kendinden önce yaşamış bir biçimden türeyip türemediğini; ikincisi, insanın gelişim yolunu; üçüncüsü, insan ırkları arasındaki farkların önemini incelemektedir.
-
Mantık ve Diyalektik
Bu kitap, mantığın ilerleyişini, evrenin bağıntılı bir bütün olduğuna ilişkin tasarımların ve düşüncelerin çok eski zamanlardan gelen büyük sarmalı üzerinde özetliyor. İnsanın bütün tarihsel eylemi, eninde sonunda bir bağıntıyı koparmak ve bir yenisini yaratmak olarak yalınlaştırılabilir; ama kendi eylemiyle gittikçe daha bağıntılı ve bütünsel kıldığı bu dünya, ona, önceden ve dışarıdan bu haliyle verilmiş gibi görünür. Yabancılaşmanın en yüksek biçimi, metafizik, buradan doğar. Bu yüzden bu kitap ‘tepe üstü’ duran ‘soyut evrensel düşünce’deki ya da insan ve tarih dışı ‘maddi dünya’daki diyalektiği değil, tarih ve toplum içindeki insanın ilişkilerinde ‘ayakları üzerine dikilmiş’ bir diyalektiği anlamaya çalışıyor.
-
Pozitivizme ve Pragmatizme Karşı Felsefeyi Savunmak
Maurice Cornforth’un pozitivizm eleştirisi, işçi sınıfının teorik (ideolojik, felsefi, kültürel) mücadelesinin güncel ihtiyaçları bakımından son derece büyük bir önem taşıyor. Eser, öncelikle felsefeyi, farklı sınıf çıkarlarını temsil eden değişik akımlarıyla tanımak açısından önemli bir kaynaktır.
-
Tarihte Bilim 1. Cilt
İçinde bulunduğumuz dönemin sorunları ve bunlarla bilimin ilerlemesi arasındaki zorunlu bağ, dikkatlerimizi ister istemez bilimin tarihsel ve toplumsal yönüne yoğunlaştırmamızı gerektiriyor. Bilimin bugünkü durumuna nasıl geldiğinin, birbiri ardına gelen toplum biçimlerine nasıl yanıt verdiğinin ve yeri geldiğinde o toplumların şekillenmesine nasıl bir katkı sunduğunun da bilincinde olmak gerekiyor. Çünkü, çağımız biliminde ve onun toplumsal bağlamında karanlıkta kalan ve anlaşılması güç olan ne varsa bunların kaynağı eski çağlardan günümüze gelen tutumlarda ve kurumlardadır. Bu yüzden günümüzde bilimin (ve teknolojinin) ne anlama geldiğini ve nasıl bir geleceğe sahip olduğunu kavrama doğrultusunda adım atabilmenin; bilimin (ve tekniğin) nereden gelip nereye gittiğini anlayabilmenin biricik yolu, ona tarihsel ve bütünlüklü bir pencereden bakmak; onu tarihsel ve toplumsal ilişkileri içinde irdelemek; kısacası, bilim ile toplum arasında tarih boyunca oluşagelen etkileşimleri ayrıntılarıyla incelemektir.
Karşılaştığımız güçlüklerin üstesinden gelebilmek ve bilimin sunduğu yeni olanakları insanlığın yıkımı değil mutluluk ve refahı amacıyla kullanabilmek için günümüzdeki durumun nasıl ortaya çıktığını yeni bir bakış açısıyla bir kez daha incelememiz gerekiyor. Bu kitap da işte tam bunu yapıyor. Bilimin gelişimi ile insanlık tarihinin diğer cephelerinde görülen gelişmeler arasındaki karşılıklı ilişkileri ortaya koyup tanımlamaya; bilimin toplum, toplumun da bilim üzerindeki etkisinden kaynaklanan bazı temel sorunların kavranmasına yardımcı olmaya çalışıyor.
-
Tarihte Bilim 2. Cilt
İçinde bulunduğumuz dönemin sorunları ve bunlarla bilimin ilerlemesi arasındaki zorunlu bağ, dikkatlerimizi ister istemez bilimin tarihsel ve toplumsal yönüne yoğunlaştırmamızı gerektiriyor. Bilimin bugünkü durumuna nasıl geldiğinin, birbiri ardına gelen toplum biçimlerine nasıl yanıt verdiğinin ve yeri geldiğinde o toplumların şekillenmesine nasıl bir katkı sunduğunun da bilincinde olmak gerekiyor. Çünkü, çağımız biliminde ve onun toplumsal bağlamında karanlıkta kalan ve anlaşılması güç olan ne varsa bunların kaynağı eski çağlardan günümüze gelen tutumlarda ve kurumlardadır. Bu yüzden günümüzde bilimin (ve teknolojinin) ne anlama geldiğini ve nasıl bir geleceğe sahip olduğunu kavrama doğrultusunda adım atabilmenin; bilimin (ve tekniğin) nereden gelip nereye gittiğini anlayabilmenin biricik yolu, ona tarihsel ve bütünlüklü bir pencereden bakmak; onu tarihsel ve toplumsal ilişkileri içinde irdelemek; kısacası, bilim ile toplum arasında tarih boyunca oluşagelen etkileşimleri ayrıntılarıyla incelemektir.
Karşılaştığımız güçlüklerin üstesinden gelebilmek ve bilimin sunduğu yeni olanakları insanlığın yıkımı değil mutluluk ve refahı amacıyla kullanabilmek için günümüzdeki durumun nasıl ortaya çıktığını yeni bir bakış açısıyla bir kez daha incelememiz gerekiyor. Bu kitap da işte tam bunu yapıyor. Bilimin gelişimi ile insanlık tarihinin diğer cephelerinde görülen gelişmeler arasındaki karşılıklı ilişkileri ortaya koyup tanımlamaya; bilimin toplum, toplumun da bilim üzerindeki etkisinden kaynaklanan bazı temel sorunların kavranmasına yardımcı olmaya çalışıyor.
-
Teoride ve Eylemde Diyalektik Materyalizm
Diyalektik materyalizmin, işçi sınıfı hareketinin son derece gelişmiş olduğu bir dönemde ortaya çıkmış olması rastlantı değildir. Marx ve Engels, Hegel’in büyük sisteminin, devrimci bir çekirdek içerdiğini ve temelinde ‘hareket’ ve ‘değişme’ kavramlarının bulunduğu bu felsefenin, işçi sınıfının büyük eylemini anlamak ve geliştirmek bakımından elverişli olduğunu gördüler. Onların elinde, diyalektik materyalizm, dünyayı devrimci tarzda değiştirmenin bilimsel ilkelerini özetleyen ve yeni yöntemler geliştirmenin yollarını öğreten bir bilim halinde yükseldi. Bir başka deyişle diyalektik, yalnızca sınıf mücadelesinin tarihsel deney birikiminin genelleştirilmiş bir özeti olmakla kalmaz, bu yöntemlerin geliştirilme yollarını da öğreten bir bilim olma özelliğini de taşır.
-
Türlerin Kökeni
Charles Robert Darwin bilim tarihinin günümüzdeki en güçlü kuramlarından biri olan evrim kuramını ve işleyişini açıkladığı Türlerin Kökeni’nde kendi çağını aşacak bir başyapıt ortaya çıkardı. Doğadaki gerçekleri alıp kendi gözlem ve keşifleriyle birleştirerek onu zenginleştirdi ve yaptığı deneyler, incelemeler ve açıklamalarla sarsılmaz ve birçok farklı açıdan desteklenecek bir yapıya soktu. İnsanlığın binlerce yıllık, “Biz nereden geldik?” sorusuna ilk defa bilimsel cevap verebilmemizi sağlayan Darwin bilim tarihinin seyrini tamamen değiştirdi ve insan düşüncesi üzerindeki etkisi muazzam oldu. Evrimsel biyoloji, Türlerin Kökeni’nin yayımlanmasından bu yana geçen 150 yılı aşkın süre içinde Darwin’in açtığı yoldan gelişerek geldiği noktada artık hakkıyla yüzyılın bilimi olarak anılıyor. Ve bugün evrim, sadece biyolojinin değil, tüm modern bilimlerin bütünleştirici harcı konumundadır