Ginko Dijital Abonelik

Tüm Yayınlar

300’ün üzerinde kitaba EPUB, onlarca dergiye PDF formatında ulaşabilir ve cihazınıza yükleyebilirsiniz.

  • Aç Harmanı
    (0)

    Aç Harmanı

    Aç Harmanı… Yürek burkan bir deyim. Zorda kalanın, ekinleri yeni olgunlaşmaya başladığında dövdüğü erken harman… Geçmişte kaldığını sandığımız gerçekler, değişik biçimlerle günümüzde de sürüyor. Kent sokaklarında iş bekleyenler, sabahın erinde çöp bidonlarını karıştıranlar, halk ekmek kuyruklarında bekleşenler bir başka aç harmanı dövmüyorlar mı sıkıntıyla…

    “Başaran, öykülerinde toplumsal gerçekleri içinde köy insanının dünyasını, duyguları, düşünceleri, gelenekleriyle var olma kavgası verişini işliyor. Sosyo-ekonomik yapıdaki değişimlerin onun dünyasındaki yansımalarını çiziyor. Klasik öykülemelerin sınırları içinde ama ustaca.”

  • Alaycı Öyküler - Aradakiler
    (0)

    Alaycı Öyküler – Aradakiler

    – Toplu Öyküler 4. Kitap –

    Toplumcu edebiyatımızın köklerinden ve en güçlü çınarlarından Adnan Özyalçıner, kendisini “küçük öykücü” olarak tanımlar. Hayatın temel çelişmelerini, “küçük insan”ın dünyasındaki yansımalarıyla bulup anlatan bu öyküler, son derece yoğunlaştırılmış bir gerçekliği içerir ve bu bakımdan “atom çekirdeği” gibidir. Anlatılan olaylar, insanların, çevrelerindeki insanlarla, nesnelerle, bir bütün olarak dünyayla olan ilişkilerinin anlaşılması için bir çerçeve sunarlar. Her öykü, bir çatışma üzerine kurulur ve bu çelişkili yapı, hayatı hareket içinde yansıtır. Ama Özyalçıner, “sokakta ayna gezdiren” bir yazar değildir. Görünüşün ardından olup bitenleri, gerçekliğin içsel zenginliğini, görüntü yitip gittikten sonra da sürüp giden izleri görür ve gösterir. Kimi zaman ince bir ironi, kimi zaman düğümlenen bir acı, ama her zaman iyimserlik ve geleceğe güven duygusu taşıyan bu öyküler, tanımak, değişmek ve değiştirmek isteyenlere sesleniyor.

  • Beyaz Mendil
    (0)

    Beyaz Mendil

    Nevzat Güngör, Beyaz Mendil’de insanların ellerinden zorla alınan hak ve özgürlüklerini, ayrımcılığın yarattığı çelişkileri, yaşama hakkının vazgeçilmezliğini anlatıyor. Özellikle de bütün bu demokratik haklardan yoksun bırakılan Kürt coğrafyasındaki Kürt insanının hallerini öyküleştirmiş. Bu insanların yaşadıklarını yer yer gerçeküstü gibi görünen aslında gerçeğin ta kendisi, gerçeğin de gerçeği olan bir anlatımla aktarıyor. Kimi yerde alaysılı kimi yerde hüzünlü kimi yerde acı mı acı bir dille. Her öykü bütün bu yaşananların insanlık onurunu, gelecek umudunu yok edemediğini, Kürt insanının tarihsel direncini sürdürdüğünü vurguluyor.

  • Yaşlı Kavak
    (0)

    Yaşlı Kavak

    “Köpekbalığı çocuklara yaklaşırken, denizciler çocuklardan hâlâ uzaktaydılar. Çocuklar “Köpekbalığı!” diye bağıranları duymadıkları gibi köpekbalığını da görmediler. Fakat daha sonra içlerinden biri geriye bakınca…” Sonra ne oldu dersiniz? Bu heyecanlı öykünün sonunu merak ediyorsanız, kitabınızın sayfalarını çevirmeye başlayın. Ünlü yazar Lev Tolstoy’un yazdığı bu kitapta birçok heyecanlı öykü, fabl, masal ve anlatıyla dilin ve okumanın tadına varacaksınız.

  • Bahar Dalı
    (0)

    Bahar Dalı

    “Elif Çınar’ın öyküleri sağlam pabuçtur, bundan emin olun. İçtenliksiz tek satır bulamazsınız. Öyle İstiklal’de yürürken ayağınızdan fırt diye çıkacak iskarpinlerden değil, yürüdükçe ayağımızın şeklini alan, ömür boyu atamayacağınız köselesi el emeği göz nuru kunduralardır onun öyküleri.

    Bu mecaz ile güzellemiyorum onun öykücülüğünü, diyorum ki Türkçeyi kullanmaktaki ustalığı şaşırtır insanı. Hele hele, konuşanlara kulak asmışlığı her zaman belli olur. Mark Twain de öğütlemiş genç bir yazara ya, insanlar nasıl konuşuyor kulağını iyi aç da dinle diye. Elif bunun ustası. Öyle ki; onun karakterleri hiç susmasın istersiniz.

    Elif Çınar’ın bu öykülerinde kendinize bakacaksınız, izleyeceksiniz kentinizi; öğretilmiş korkulara teslimiyete, insana yabancılaşmaya hakkınız olmadığına bir kez daha kanaat getireceksiniz ve çivi onu bulanda kalacak.” Yusuf Eradam

  • Bebek Arabasında Ayvalar
    (0)

    Bebek Arabasında Ayvalar

    “Boş sözler kullanmaktan kaçınan bir öykücü Semih Erelvanlı. Hiçbir sözü uzatmamış, tekrarlamamış. Öyküdeki anlatım yalınlığının nasıl bir duyarlılık, güzellik ve şiirli dil yaratma olanağı tanıdığının farkında. Kurguları özgün, dili sıcak. Yeni biçimlerle nitelikli, ironik yaklaşım. Başarılı bir öykücüyü muştulayan ilk kitap!“ Ayla Kutlu

  • Cambazlar Savaşı Yitirdi - Sağanak
    (0)

    Cambazlar Savaşı Yitirdi – Sağanak

    – Toplu Öyküler 3. Kitap –

    Toplumcu edebiyatımızın köklerinden ve en güçlü çınarlarından Adnan Özyalçıner, kendisini “küçük öykücü” olarak tanımlar. Hayatın temel çelişmelerini, “küçük insan”ın dünyasındaki yansımalarıyla bulup anlatan bu öyküler, son derece yoğunlaştırılmış bir gerçekliği içerir ve bu bakımdan “atom çekirdeği” gibidir. Anlatılan olaylar, insanların, çevrelerindeki insanlarla, nesnelerle, bir bütün olarak dünyayla olan ilişkilerinin anlaşılması için bir çerçeve sunarlar. Her öykü, bir çatışma üzerine kurulur ve bu çelişkili yapı, hayatı hareket içinde yansıtır. Ama Özyalçıner, “sokakta ayna gezdiren” bir yazar değildir. Görünüşün ardından olup bitenleri, gerçekliğin içsel zenginliğini, görüntü yitip gittikten sonra da sürüp giden izleri görür ve gösterir. Kimi zaman ince bir ironi, kimi zaman düğümlenen bir acı, ama her zaman iyimserlik ve geleceğe güven duygusu taşıyan bu öyküler, tanımak, değişmek ve değiştirmek isteyenlere sesleniyor.

  • Dokumacının Ölümü
    (0)

    Dokumacının Ölümü

    – Emek Öyküleri 4. Kitap – 

    Bu kitapta, birbirine bağlanarak sürekli okumayı sağlayacak Türk edebiyatından on sekiz, Dünya edebiyatından dört öykü yer alıyor. Uygarlığı yaratanın, geliştirenin hep emek olduğunu biliyoruz. Üretimleriyle yaşamımızı sağlayanlar da hep emekçiler olmuştur. Kol gücünden başka sermayeleri olmayan işçilerle köylüler ve düşüncelerinden başka sermayeleri olmayan düşünce adamları, el birliğiyle, yaşamı var etmişlerdir. Gerçek yaratıcılar onlardır. Kitapta birbiri ardına sıralanan öykülerde de görüleceği gibi bütün olumsuzluklara, engellemelere karşılık, emekçiler üretimleriyle yaşamı değiştirip dönüştürmeye olan inançlarından caymamışlardır. Kitapta yer alan öykülerde, gelecekte paylaşılacak olan yaşama sevincinin kıvılcımlarını bulacaksınız.

  • Ekmek Kavgası
    (0)

    Ekmek Kavgası

    – Emek Öyküleri 1. Kitap – 

    “Ekmek kavgası, temel bir kavga. Her türlü sömürüye, haksızlığa, eşitsizliğe karşı bir özgürlük kavgası. İnsan olabilmenin, insan gibi yaşayabilmenin ve insan gibi ölebilmenin kavgası. Bu kitapta Türk ve dünya edebiyatından derlediğimiz 25 öyküde işçinin, emekçinin yaşama savaşını, el emeği, göz nuru ile ürettiklerine sahip olamayışının nedenlerini kimi acı, kimi duygusal, kimi de güldürücü ama düşündürücü serüvenler içinde izleyeceksiniz.

    Öyküleri, iş, emek ve çalışma içindeki emekçinin günlük yaşamını, sorunlarını, işyerlerinin durumunu, özellikle sermaye sahibi ile aralarındaki uzlaşmaz çelişkiyi, bu çelişkinin doğurduğu yoksulluğu belirtmesi açısından ayırdık. Öyküleri, iş ve işçi yaşamını sanatsal açıdan en güzel, en etkili biçimde anlatanlardan seçtik. Onun için toplumca gerçekçi öykücülerimizin yanında bu görüşe bağlı olmayan gerçekçi yazarlarımızın öyküleri de kitapta yer aldı. O öyküler de, koşulların getirdiği zorunluluklarla işçinin yoksulluğunu, iş ve işçi yaşamının güçlüklerini, uğradıkları haksızlıklarla sömürülüşlerini gerçekçi bir gözle anlatıyor.” Sennur Sezer, Adnan Özyalçıner 

    Kitapta, Refik Halit Karay, Sadri Ertem, Bekir Sıtkı Kunt, Sabahattin Ali, Sait Faik, Memduh Şevket Esendal, John Steinbeck, Ahmet Naim, Mehmet Seyda, Fahri Erdinç, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Haldun Taner, Samim Kocagöz, Rıfat Ilgaz, Necati Cumalı, Kemal Bilbaşar, Aziz Nesin, B. Traven, Muzaffer Hacıhasanoğlu, İlhan Tarus, Georgi Karaslavov, Nezihe Meriç, Tarık Dursun K., Tahsin Yücel’in öyküleri bulunmaktadır.

  • Görünmez Adam
    (0)

    Görünmez Adam

    Nevzat Güngör, öykülerinde hayvan masallarıyla masal ve söylencelerden yararlanarak fantastik bir anlatımla günümüze, yaşadıklarımıza sembolik göndermeler yapıyor. Böylelikle gerçekleri, yaşadığımız ya da yaşatılan gerçeklikleri bütün acılıkları ve gülünçlükleriyle, başka bir deyimle gerçek yönleriyle ortaya koyuyor. Nevzat Güngör’ün ilk kitabı olan bu kitapta şiirsel bir anlatımla beslenen genellikle kısa, vurucu öyküler bulacaksınız.

  • Gözleri Bağlı Adam - Yağma
    (0)

    Gözleri Bağlı Adam – Yağma

    – Toplu Öyküler 2. Kitap –

    Toplumcu edebiyatımızın köklerinden ve en güçlü çınarlarından Adnan Özyalçıner, kendisini “küçük öykücü” olarak tanımlar. Hayatın temel çelişmelerini, “küçük insan”ın dünyasındaki yansımalarıyla bulup anlatan bu öyküler, son derece yoğunlaştırılmış bir gerçekliği içerir ve bu bakımdan “atom çekirdeği” gibidir. Anlatılan olaylar, insanların, çevrelerindeki insanlarla, nesnelerle, bir bütün olarak dünyayla olan ilişkilerinin anlaşılması için bir çerçeve sunarlar. Her öykü, bir çatışma üzerine kurulur ve bu çelişkili yapı, hayatı hareket içinde yansıtır. Ama Özyalçıner, “sokakta ayna gezdiren” bir yazar değildir. Görünüşün ardından olup bitenleri, gerçekliğin içsel zenginliğini, görüntü yitip gittikten sonra da sürüp giden izleri görür ve gösterir. Kimi zaman ince bir ironi, kimi zaman düğümlenen bir acı, ama her zaman iyimserlik ve geleceğe güven duygusu taşıyan bu öyküler, tanımak, değişmek ve değiştirmek isteyenlere sesleniyor.

  • Güneşin Çocukları
    (0)

    Güneşin Çocukları

    Zenginlik satılarak, zengin olunmaz. Doğa yok edilerek var olunabilir mi? Öykülerin bir önerisi var: Ladinlerin, çamların, çınarların arasından gökyüzüne uzanacak, çiçek ve reçine kokularının birbirine karıştığı doğada Köçekçe’yi duyacaksınız.

    Güneşin Çocukları; hırs, bencillik, açgözlülük ve iki yüzlülükle savaşan aşkın, inancın, umudun ve direnişin hikâyesidir. Gelivera’dan Taksim’e uzanan yürek burkan hikâyeler, tarihi ve sosyal bir sorumluluğa dikkati çekiyor. Önümüze yeni bir sayfa açıyor.

  • İpek Halıya Ters Binen Kedi
    (0)

    İpek Halıya Ters Binen Kedi

    Ahmet Say, bu uzun öyküsünde, masallarımızın geleneksel başlangıç tekerlemesinin diliyle bir dolandırıcı tüccarın öyküsünü anlatıyor. Günümüzün olayları kadar gerçek, masal kadar inanılmaz bu anlatının inanılmaz yanlarından biri öykünün kahramanının bir kedi oluşu. Ticaretin kurallarına uyarak hırsızlık yapabilmesi ve bu yüzden yasaların çaresiz kalması da masalsı ikinci yan. Bu buruk gülmece okura ticaret, piyasa, rekabet benzeri deyimleri ve kurumları sorgulatıyor.

  • İyi Yolculuklar
    (0)

    İyi Yolculuklar

    Özgür Soylu’nun öykülerinin bir yanı neşe, bir yanı endişe. Çünkü o anlattıklarını zeki bir çocuğun gözünden anlatıyor hep. Bir çocuk gibi ayrıntılardaki haksızlığı zulmü de, yaşama sevincini de seziyor sezdiriyor. En güzeli onun anlatımında nicedir unuttuğumuz halk dilinin sözcüklerinin en doğal biçimde buluyoruz “Küşümlenmek” kuşkulanmanın yerini alıveriyor. Tasalanmayı da kapsayan bu sözcüğü benimseyiveriyoruz. Yaşananların farkında olan ve bunları mizahın gözlüğüyle anlatabilen bir yazarla tanışabileceksiniz.
  • Kızak
    (0)

    Kızak

    “Doğa-insan ilişkisi, Yusuf Nazım’ın öykülerini canlı ve çarpıcı kılan en önemli özelliklerinden biri. Çünkü onun öykülerindeki gidilmedik, bilinmedik uzaklıktaki doğa, bütün çekilen, çektirilen acıları, baskıları, işkenceleri görüp duyandır. Bilene, bilmeyene de yayacak olan odur. Rüzgârlarıyla, fırtınalarıyla, tipileriyle yapacaktır bunu. Görene, görmeyene, duyana, duymayana Yusuf Nazım’ın öykülerinin eşliğinde ulaştıracaktır.” Adnan Özyalçıner
  • Grev Bildirisi
    (0)

    Grev Bildirisi

    – Emek Öyküleri 2. Kitap – 

    “Kitabın ilk öyküsü Ekmek bir Sovyet öyküsü, açlık ve kıtlık günlerinde alın teriyle emek vererek kazanılan ekmeğin değerini, kutsallığını, güzelliğini anlatıyor. Onu izleyen öyküler, insanların bileğinin hakkıyla kazandıkları ekmek uğruna verdikleri savaşımı dile getiriyor. Bu savaşım, ekmeğin bölüşüleceği, emeğin özgürleşeceği aydınlık günlere olan inancı simgeliyor…

    Kitap, Grev Bildirisi öyküsünde yer alan Paşabahçe Şişe ve Cam işçilerinin İstanbul halkına dağıttıkları bildirideki şu sözlerle son buluyor: “Bugün 80 günü geçti, gene de hakkımızı istiyoruz. Dağlarda ebegümeci topluyoruz, labada topluyor, balık olursa oltayı alıp koşuyoruz. Evde fazla eşya vardı, kilim, mintan, iskemle gibi. Onları da satıyoruz. Ölüm Allahın emri, ama bu adam bizimle masaya oturmalı, mahkeme kararına, yargıtay kararına uymalı. Bu adamın hem devlete milyonlar zarar vermeye, hem de bizleri süründürmeye ne hakkı vardır?” Sennur Sezer, Adnan Özyalçıner 

     

  • Tanığın Biri
    (0)

    Tanığın Biri

    – Toplu Öyküler –

    “Kurdakul’un bir başka olumlu yanı da şu: Kişilerine olduğu kadar konularına da genellikle sınıfsal bir görüşle yanaşması… Onları bir yandan acı sınıf gerçeğine, öbür yandan da bozuk toplum düzenine bağlayarak işlemesi… Daha da iyisi, bu işleyişi eleştirici, toplumcu bir anlayışa yaslandırması ve bunu, hikâyenin özgül yapısını zorlamadan rahat ve yumuşak bir biçimde gerçekleştirmesi…” Asım Bezirci

    “Kurdakul hem sanatçı, hem de siyasi olayları dikkatle gözlemleyen bir aydın olarak, gerçek bir tanıktır. Emekçiden yana, halktan yana olan, olayların, günümüzün, dolayısıyla da çağımızın bir tanığı.” Adnan Özyalçıner

    Beyaz Yakalılar, 1972’nin okunması gereken hikâye kitaplarından biri bence. Şükran Kurdakul’un hikâyede bütünlük araması, hikâye kitabını savruk hikâyeler demeti biçimde görmemesi enine boyuna konuşulacak.” Selim İleri

  • Yollar
    (0)

    Yollar

    Bir yazarın bu ülkenin bütün renklerine ulaşmak için yaptığı yazınsal yolculukta uğramak zorunda olduğu durakların, geçmek zorunda kaldığı ara sokakların, ana caddelerin ayrı ayrı öykülerinden oluşuyor Yollar. Öykülerin her biri kendi halinde bir dünya, ama bir araya geldiklerinde ortaya çıkan büyük tablo için, iç içe geçip erimeyi biliyorlar. Kitabı okuyup bitirdiğinizde dostluklardan düşmanlığa, düş kırıklıklarından sevinçlere, ihanetlerden fedakârlıklara bütün insan hallerinin doğudan batıya biçim değiştiren yönlerini ve hiç değişmeyen niteliğini anlattığını görüyorsunuz Yollar‘ın. Ve bu topraklarda ölümle burun buruna gelmiş insanlardaki yaşama sevincine, tam her şey bitti derken ortaya çıkan küçük sürprizlerin değiştirici gücüne usta bir yazarın kaleminden tanık oluyoruz.

    Evrensel Kültür dergisinin 2008’de düzenlediği öykü yarışmasının birincisi Seyit Soydan’ın ilk kitabı bu. Bir ilk yapıtın ne kadar yoğun bir heyecanla yazıldığını bilenler bilir. Dünya barışına katkı sağlamak, barışı düş olmaktan çıkarıp gerçekleştirmek için çıkarılan dergi ve gazetelerde yazmaya başlayan Soydan, öykülerinden hissedebileceğiniz barut kokularının, demir parmaklıkların, yangınların arasından yine barışın izini sürüyor.

    Barışa ulaşmak için çıkılan yolların artık sona ermesi, bu ülkenin bütün renklerinin barış içinde, hiç solmadan yaşaması umuduyla kaleme alındı bu öyküler. Sizi tam da yolların bittiği o ana, o noktaya çağırıyor.

  • Yüzüstü Düşler
    (0)

    Yüzüstü Düşler

    “Ali Balkız, Yüzüstü Düşler‘de, toplumun modernleşmeye evrilmesiyle unutulmaya yüz tutmuş ve edebiyatımızda da ihmal edilmeye başlanmış olan kırsal yaşam ilişkilerini konu ediniyor. Yazarın kendi köklerine eğilerek ve geçmiş yaşamların biriktirdiğiyle de yüzleşerek tutturduğu gerçekçilik çizgisi, onu edebiyatımızın ana damarına bağlıyor.” Ahmet Telli

  • Altın Buzağı
    (0)

    Altın Buzağı

    Altın Buzağı, bir mizah romanı; On İki Sandalye‘nin devamı niteliğinde. İlya İlf ile Yevgeni Petrov adlı iki gazetecinin imzasını taşıyan kitap, On İki Sandalye gibi, yeni yeni oturmakta olan Sovyet sisteminde hala varlığını sürdüren aksaklıkları hedefe koyuyor. Sovyet mizahının başyapıtları arasında sayılan bu romanların ilkinde yazarlar 12 sandalyenin peşi sıra bizlere tüm Rusya’yı gezdirmişlerdi. Ünlü düzenbaz Ostap Bender’in yine başrolde olduğu Altın Buzağı’da ise yararlılıklar göstermiş bir ismin kimi uyanıklarca istismarlarıyla karşı karşıyayız. Adı saygıyla anılan Teğmen Şmit’in oğulları sıkıntılarını onun adına başvurarak çözmekte, yardım, bağış toplamakta, ayrıcalık istemektedirler. Ama nasıl oluyorsa artık hayatta olmayan Teğmen Şmit’in oğulları yerden mantar biter gibi çoğalmaktadır. Peki çoğalmaya devam eden bu çocukların aynı mekanlarda, kurumlarda yolları kesişince ne olacaktır?

  • Bir Türk Kadını Uğruna
    (0)

    Bir Türk Kadını Uğruna

    – Seçme Öyküler –

    Elin Pelin Bulgar köylüsünün ilk gerçekçi betimlemesini yapan yazardır. Eserlerinde köy gerçeğindeki toplumsal karşıtlıkları gösterir. Yoksul halkın acılarını, yönetimden hoşnutsuzluğunu tüm ayrıntılarıyla anlatır. Konuları gibi dili, biçemi de yenidir. Betimleri kısa olduğu denli, coşku vericidir de. Yaşam betimleri, görünümler, anlatım yolu lirikliğinin derin izlerini taşır.

    Yapıtlarında yaşam, sevinç, kaygısızlık egemendir. Gerçekte bunlar gençliğin en güzel öyküleri, türküleridir. Pırıl pırıl bir ışık, bu öyküleri aydınlatır. Elin Pelin dünyayı Âdem’in, yani gençliğin gözüyle görür. Onun için her gün bayramdır, her gün parlaktır, her gün yenidir. ”Toprak” ve başka öykülerinin en güzel parçalarında bu pastoral mavisi pırıldar.

    Başta ”Toprak” ve ”Gerak’giller” olmak üzere yazarın en beğenilen öykülerinden oluşturulan seçkiyi, Türker Acaroğlu’nun Bulgarca aslından yaptığı özenli çevirisi ile sunuyoruz.

  • Bozkırda
    (0)

    Bozkırda

    “Maksim Gorki yalnız kendi halkına değil, bütün dünya yurtlarına, hürriyeti, barışı ve birbirlerini sevmeyi öğretir. Çünkü O, insanın, insanlığın geleceğinden, güzel günler göreceğinden emindir. Çünkü O, emekçi insanı, koluyla, kafasıyla çalışan insanı, yeryüzünün, gerçek biricik efendisi sayar. O, bu insanın efendiliğe kavuşması için savaşmıştır. O, bu savaşa, bu bahtiyarlık savaşına insanları çağırır… Düşünüyorum: Gerçekçi, halkçı edebiyatımız üzerinde Maksim Gorki’nin çok hayırlı bir tesiri olmuştur…” Nâzım Hikmet

  • Madalyonlar
    (0)

    Madalyonlar

    Sıradışı bir yapıttır bu. Madalyonlar‘ın sıradışılığı, alışılmadık özünden kaynaklanmaktadır. Kültür tarihimizde, İkinci Büyük Savaş’taki katliamlardan daha büyük trajedi bulmak zordur. Ve bu kadın yazar, elimizdeki yapıtını işte bu konuya adamıştır. Madalyon, Polonya geleneğinde, ölmüş olan değerli yakınının anısına sadık kalındığını belgeleyen bir semboldür. Nalkowska, kitabına bilinçli bir biçimde sembolik bir başlık koymuştur, çünkü kamplarda öldürülenlerden geriye hiçbir mezar kalmamış ve hatta tarihin rüzgarı, onların ölü yakma ocaklarında kalan küllerini dahi savurup götürmüştür. Madalyonlar‘ın yazarı, daha çok, ölümden kurtulan tanıkların söylediklerini ön plana alarak, sanki gölgeye çekilir. Birbirlerini izleyen öykü-röportajlar, okuyucuya faşizmin en şok edici yüzünü gösterirler. ‘Profesör Spanner’ adlı açılış öyküsünde, isan vücudunu sabuna dönüştüren korkunç bir üreticiyle karşılaşırız. Ve daha korkunç ve umutlu pek çok olay ve kişiyle. Yapıt, faşizmin katlettiği milyonlarca isimsiz kurbana ödenen bir namus borcudur.

  • Makar Çudra
    (0)

    Makar Çudra

    20. yüzyılın en büyük edebiyatçıları arasında sayılan Maksim Gorkiy, edebiyata ilk adımını 1892 yılında “Makar Çudra” öyküsü ile attı. Eserleri dünya çapında yankı yaratan Gorkiy, Çarlığa karşı verilen mücadele içinde defalarca tutuklandı, uzun yıllar sürgün hayatı yaşadı. Maksim Gorkiy’nin 1892-97 yılları arasında yayımlanmış öykülerinin toplandığı bu kitapta, hem Gorki’nin öykücülüğünün gelişimini izlerken hem de anlatıcının bizzat Rusya olduğu hissine kapılacaksınız.

  • Mujik
    (0)

    Mujik

    “Yakında büyük bir ucube yazmaya başlayacağım. Bir mujik tasviri yapacağım; eğitimli, mimar, düzenbaz, zeki, elbette yaşama tutkuyla bağlı olacak.”

    Maksim Gorki, 1899 yılında Anton Çehov’a yazdığı bir mektupta Mujik’in ortaya çıkışını böyle anlatıyordu. Gorki’nin bir taşra kentinde aydın olmanın nasıl bir şey olduğunu hassas bir gözle ve sert eleştiri gücüyle ele aldığı bu kısa roman tamamlanmadan kaldı fakat sürekli yeni projelerle halk yararına işler yapmaya çalışan Mimar Akim Andreyeviç Şebuyev portresi adım adım devrime yaklaşan Rusya’da ortaya çıkan insanın habercisi oldu.

  • On İki Sandalye
    (0)

    On İki Sandalye

    On İki Sandalye, hemen her Sovyet yurttaşının okuyup filmini izlediği, pek çok dile çevrilmiş bir mizah klasiğidir. İlya İlf ve Yevgeni Petrof adlı iki gazeteci tarafından 1928 yılında yazılan bu popüler mizah romanında, yeni yeni oturmakta olan Sovyet sisteminde hala varlığını sürdüren bürokratizm, yetkiyi kötüye kullanma, adam kayırma, toplum değerlerine zarar verme gibi uygulama ve davranışlar sert bir eleştirinin hedefi yapılır. Romanın konusuna gelince. Her şey, ölüm döşeğindeki yaşlı kadının sırrını damadına açıklamasıyla başlar. Çarlık yönetimi sırasında soylular birliği başkanlığı yapan damat İppolit Matveyeviç’in kulak kesilmesine sebep olan sır şudur: Zengin dul, Sovyet idaresinin eline geçmesin diye, sahip olduğu 150 bin ruble değerindeki mücevheri, el konulup Huzurevi olarak kullanılan konaklarında gizlemiştir; yemek odası takımını oluşturan on iki sandalyeden birinin döşemesi altına.

  • On Üç Pipo
    (0)

    On Üç Pipo

    On Üç Pipo (1923) başlıklı öykü kitabında İlya Ehrenburg gerçek kahramanını, kapitalist toplum yapısının mahvolmaya mahkûm ettiği basit insanı bulur ve uzlaşmaz sınıfsal çelişkiler üzerine eğilir.

  • Tekerleklerin Türküsü
    (0)

    Tekerleklerin Türküsü

    Yovkov’u okumak XIX. yüzyılın ilk yarısında Balkanların sosyo-kültürel yapısına tanık olmak demektir. Âşıklarıyla, eşkıyalarıyla, ağalarıyla köy yaşamının gerçek bir panoraması yer alır onun öykülerinde. Yöresel temaları işlerken evrenseli yakalamayı başarır. Dönemin yaşamsal açmazlarını belirtmekle yetinmez, olması gerekeni de dile getirir. Belgesel nitelikli ustaca yazılmış öyküleriyle tanınan Yovkov’un bir diğer özelliği, siyasi ve ideolojik oluşumların ötesine geçebilmesidir.

  • Yakıcı Sır
    (0)

    Yakıcı Sır

    Her şeye Hümanizm penceresinden bakan Stefan Zweig, öykülerinde olay ve kişi davranışlarını, kişilerin düşün dünyalarını, en önemsiz sayılabilecek ayrıntılara kadar işlerken yalın bir lirizm, vurucu bir gerilim sağlamayı ustalıkla başarır. Öykülerinde uyguladığı tahlilci anlatımın doruğuna bazı romanlarında da varmıştır. Zweig, bu kitap için derlediğimiz öykülerinde, her sınıftan ve değişik mesleklerden insanların yaşamlarından kesitleri anlatıyor…