Ginko Dijital Abonelik

Tüm Yayınlar

300’ün üzerinde kitaba EPUB, onlarca dergiye PDF formatında ulaşabilir ve cihazınıza yükleyebilirsiniz.

  • Albatros
    (0)

    Albatros

    2012 Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilen aklın ve vicdanın yazarı Ragıp Zarakolu, kaleme aldığı yazılarında barışın, özgürlüğün ve insan hakları mücadelesinin tavizsiz savunucusu oldu. Türkiye’de ezilen halklar kütüphanesi oluşturulmasında büyük katkısı olan yazarımızın, barışa çağrı niteliğinde olan yazılarını tutuklu yazarlarla dayanışma amacıyla Albatros adlı kitapta topladık.

  • Arap Dünyasında Ayaklanma
    (0)

    Arap Dünyasında Ayaklanma

    Arap Dünyasında Ayaklanma Arap halklarının ayaklanması ve uyanışını olabildiğince bütün yönleriyle kitaplaştırarak, sonuçlar çıkarmanın ürünüdür. Kitap, Mısır’daki Mübarek’in devrilmesinin ardından ve Libya’da Kaddafi’yi hedef alan ayaklanma sürerken kaleme alındı.

  • Avrupa'da İslamcı Örgütler
    (0)

    Avrupa’da İslamcı Örgütler

    – Türkiye Kökenli –

    “Yapıtı okuyunca göreceğiniz gibi uzunca çalışmanın ve yılların birikiminin bir ürünü. Konu din, hem de İslam dini olunca böyle bir alana boylu boyunca girebilmek, çok yönlü araştırma yapmak; farklı görüşlerin, uçların mekik dokuduğu bir sahada o kadar kolay değil. Deyim yerinde ise mayın döşenmiş arazide yürürken ne kadar yol alınırsa…

    Avrupa’da en az 50 yıllık bir geçmişi olması nedeniyle çok geniş alana yayılmış ve her yaşta yüz binlerce insanı etkileyen Türkiye kökenli İslamcı akımların önemli yanlarını bulup çıkarmak yıllarımı aldı. Konuya bir yanından el atıp üstünü açmaya başladığımda, bu kadarını da beklemediğim bir gelişme ile karşılaştım. İnsanlar olup bitenleri, maddi ve manevi alanda çektikleri sıkıntıları bir bir anlatıyorlar, yazılı ve sözlü bilgi, belge vermekten çekinmiyorlardı. Din adına neler neler yapılmamıştı ki. Yapıtta anlatımlarla, söyleşilerle adı geçenlere ve geçmeyenlere; bu belgenin gün ışığına çıkmasına katkıları nedeniyle mutlu ve güneşli günler diliyorum.” Metin Gür

  • Ben Bir Taşım
    (0)

    Ben Bir Taşım

    Müge Tuzcuoğlu: Kimliğimdeki doğum yılım 1983; 12 Eylül askerî darbesi ailem ve memleketimdeki derin izlerini, 80′ doğumlu bütün gençlerde olduğu gibi, bugün bile üzerimde barındırır. Ankara’da geçen bütün okul hayatımı, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ndeki Antropoloji eğitimi ile bitirdim. Hayatımı etkileyen dönemlerden biri, 2002-2007 arasında Evrensel gazetesinde gazeteci olarak çalışmamdır. Bir diğer dönüm noktası ise Ankara’yı, okulu ve gazeteciliği birden anlamsız bulup bıraktıran bir başka olaydı: Uğur Kaymaz’ın öldürülmesi. Onun haberini yapmak artık bana yetmiyordu ve böylelikle 2008’de Diyarbakır’a aldığım otobüs biletinin temeli hazırlanmıştı. 3 yıla yakın bir süredir Diyarbakır’dayım. Hopalı-Laz bir genç kadın olarak Diyarbakır’da çocuklarla çalışıyorum. Halen, yoksullukla ilgili çalışmalar yürüten Sarmaşık Derneği’nde yöneticilik yapıyorum. Bütün bunların yanı sıra; benim en öz geçmiş ve geleceğimi; insanlara dair anlattığı hikâyeleri ve insanseverliği ile babam ve bütün yaşamımı beraber geçirdiğim, yanımda büyüyen “çocuk” kardeşim şekillendirmektedir…”Ben bir taşım!” demişti bir baba. “Ben çocuklarımın elini toprağa değdirmiyordum, kıyamadığım için. Bir gün oldu, ikisini birden yitirdim. Ben buna katlanabiliyorsam; demek ki ben bir taşım!”… 

  • Deprem 7.2 Irkçılık 77.2
    (0)

    Deprem 7.2 Irkçılık 77.2

    Irkçılık, insanca ve sevgili hiçbir alanda yer bulamayan duyguların, davranış kalıplarının, devlet politikası ve savaş aracı haline getirilmesidir. Dur durak bilmeden savaşlar/ yangınlar çıkaran bu olgu, insanlığın çöp tenekesidir.

    Deprem 7.2 Irkçılık 77.2 başlığını taşıyan bu çalışma, Van-Erçiş’te meydana gelen depremden sonra, Türkiye’de ağır bir hastanın kendini koyvermesi gibi bir kez daha açılıp saçılan nefreti, ötekileştirmeyi eksen alıyor. Deprem acısıyla boğuşan, yüzlerce ölüyü toprağa vermeye çalışan bir kente, bir halka hangi “İnsanlar” hangi “Duygularla” taş, sopa, bayrak, kirlenmiş regl bezi, Kuran-ı Kerim ve küfür yazılı kağıtlar gönderir? Bunu yapanlar, toplum içinde hakikaten azınlıkta mıdır?

    Bunu yapabilenler, hangi inanca, hangi ulusa, hangi politik duruşa mensuptur?

     
  • Düzenin Yeni Bekçileri
    (0)

    Düzenin Yeni Bekçileri

    ‘Düzenin Yeni Bekçileri’ bir medya eleştirisi. Serge Halimi, Fransa’da bir yıldan kısa bir sürede 100 bin satan ve medyanın suskunluk duvarını parçalayarak tartışmalara konu olan kitabında, deyim yerindeyse Fransız medyasının ipliğini pazara çıkarıyor. Halimi’nin çalışması, Fransa’da yayınlananlar içinden seçilen gazete, haftalık dergi, radyo ve televizyonların haber ve kitap tanıtım programlarının, titiz bir şekilde incelenmesine dayanıyor.

    Halimi, ‘Kim, ne zaman, neyi, nasıl, nerede ve neden savundu?’ sorusu ışığında belge taraması yaparak kendisini ‘karşı iktidar’ ilan eden medyanın, ‘paranın küstahlığını öven, halkı küçümseyen ve mülk sahiplerine hizmet eden bir fikrin bombardımanını’ yaptığını ortaya çıkarıyor. Fransa medyasının ‘güzide’ temsilcilerinin, gazete, televizyon ve radyolarda hazır ve nazır olan 30 kadar gazetecinin, hem birbirlerinin hem de hizmetinde oldukları sanayi ve finans çevrelerinin suçlarını nasıl örtbas ettiğini çarpıcı bir şekilde gösteriyor.

  • Deniz Bitti
    (0)

    Deniz Bitti

    Arif Hoca, Türkiye’nin 12 eylül 1980’den bu yana yaşadığı süreci, gündelik olaylardan üniversite hayatına kadar çarpıcı örneklerle, ayrıntılı yaşam kesitleriyle ortaya koyarken, yalın, öyküsel ve mizahi üslubuyla zevkli bir okumaya da davet ediyor bizi.

    Nacaroğlu kitaba yazdığı önsözü şöyle sonlandırıyor:

    “Seçtiğim yazıları iyi gazete yazısı, ya da iyi kitap olma özelliklerini düşünmeden, gelecekte okuyanları güldürecek, iyi bir mizah kitabı üretme kaygısı ve titizliğiyle seçmeye çalıştım ve yazılış tarihleri önemsemeden sıraladım. Bizim beceremediğimizi başarmış, sömürü düzenine son vermiş gelecek kuşaklar, dedelerinin nelerle uğraştıklarını okuyup güleceklerdir umarım.”

  • Demokrasi, Barış, Sosyalizm
    (0)

    Demokrasi, Barış, Sosyalizm

    Jean Jaurès, o gün, Barışseverlerin, Fransa’nın savaşa sürüklenmesini engellemek amacıyla düzenledikleri toplantıya katıldı, aynı konudaki makalesini yazdı, gazete bürosundan çıkarak dostlarıyla birlikte bir kafeye girdi. Bu sırada pencereden uzanan bir namludan çıkan kurşunlar, Jaurès’in beynini parçaladı. Ve ertesi gün, Birinci Dünya Savaşı patladı. Demek oluyor ki, dünyayı paylaşmak üzere kurulan kanlı sofrada yer almak için yanıp tutuşan Fransa’nın egemen şoven-militarist güçleri; sosyalizm, demokrasi ve barış mücadelesinin simgesi Jaurès’i ortadan kaldırmayı en önemli amaçlarından biri sayıyorlardı.

    Jean Jaurès dünyanın önde gelen hatiplerindendi, büyük bir sosyalist ve barış savunucusuydu. 30 yıl boyunca meydanlarda, parlamento kürsüsünde ve gazete yazılarında, keskin ateşli söylevleri ve yazılarıyla sosyalizmi, insanlığın geleceğini, barışı savundu. Bu kitap, dünya çapında büyük üne sahip bu sosyalist düşünce eylem insanının kısa bir biyografisini ve eserlerinden yapılmış bir seçmeyi içeriyor.

  • Büyük Geri Sıçrama
    (0)

    Büyük Geri Sıçrama

    Dün, dünyanın ‘öteki’ süper gücü olan Devletten geriye ne kalmış? Eski SSCB yurttaşları bugün nasıl yaşıyor, ülkelerinin ve düşlerinin yıkılışından ne gibi sonuçlar çıkarıyorlar? ‘Özgür toplum’ ya da daha açık konuşmak gerekirse, bugün gerçek yüzünü keşfettikleri kapitalizm hakkında ne düşünüyorlar? O kadar vaatler ve yeniliklerle dolu gibi görünen Perestroyka niçin ve nasıl büyük bir felakete; Rusya’da yaygın olan bir deyişe göre, bir ‘katastroyka’ya dönüştü? Bu sonuç yazılmış mıydı? Bu durumda, kimilerinin aşılamaya çalıştıkları gibi, yeni bir toplumsal düzen kurmaya ilişkin bütün girişimler, daha başından, yine aynı iflasa mahkum mudur? Uçsuz bucaksız ülkenin yazgısı yarın ne olacak? Üçüncü dünyalaşma mı, yoksa sosyalizme dönüş mü? Eski Sovyetler Birliği’ni oluşturan bütün halklar arasında yeniden yakınlaşma mı, yoksa kanlı bir ‘Yugoslavyalaşma mı?’

    Henri Alleg, politikacı-gangsterler ile yönetici-mafyacıların sözünün geçtiği bu yıkıntı, sefalet, dolandırıcılık ve cürüm Rusyası ile ilerici insanların ayaklar altında çiğnenen ideallerini yaşatmak için mücadeleyi yeniden başlattıkları bu umut Rusyası’nda bu soruların olası cevaplarını araştırmaya gitmiştir.

  • Sıcak Haziran
    (0)

    Sıcak Haziran

    – Sonraki Direnişe Mektup – 

    Gezi Direnişinin tüm yönlerini ve sonrasına bıraktıklarını tartışan kapsamlı bir analiz kitabı olan Sıcak Haziran, bu toprakların gördüğü en büyük halk hareketini, hareketin bu vasfına uygun biçimde tüm yönleriyle ele alıyor. Ülke geneline yayılan direnişten, parklarda gerçekleşen forumlara, sosyal ve alternatif medyanın etkisinden ana akım medyanın etkisizliğine her şeyi bulabileceğiniz bir Gezi Direnişi kitabı ile karşılaşacaksınız.

    Kitapta ayrıca Taksim Dayanışması, Beşiktaş Çarşı ve direniş boyunca öne çıkan sanatçılarla yapılmış röportajlarla birlikte direnişin ilk gününden itibaren her zaman en önde yer alan kadınlar, LGBT bireyler, Antikapitalist Müslümanlar da direnişe kattıkları güç ve zenginlikle kitapta yer alıyor. Kitabın sonunda ise direnişin en sıcak anlarının, tüm kitleselliğinin yer aldığı fotoğraflardan ve orantısız zekâ ürünü duvar yazılarından oluşan bir albüm bulunuyor.

  • Demokratik Barışçı Çözüm ve Kürt Sorunu
    (0)

    Demokratik Barışçı Çözüm ve Kürt Sorunu

    Elinizdeki kitap, ulusal sorun bağlamında Kürt sorununu birçok yanıyla ele alan makalelerden oluşuyor. Bölgesel gelişmeler, emperyalizm ve Bölge gericiliklerinin hesapları değerlendirilerek, halkların tutum ve eğilimleri aktarılıyor. Devletin ve hükümetin sorunu hâlâ “güvenlik” ve “terör” sorunu olarak ele almasının, Türkiye’yi karşı karşıya bıraktığı tehlikelere dikkat çekiyor ve Kürt sorununa dair şoven-gerici akım ve kişilerin görüşlerinin eleştirisine yer veriyor. Sovyet pratiğinin ulusal sorunların çözümünde sergilediği tutumun Kürt sorunu üzerinden hatırlatıldığı Demokratik Barışçı Çözüm ve Kürt Sorunu‘nda, barışçı ve demokratik çözümün bugünkü olanak ve dayanakları ele alınmakta ve okura kapsamlı değerlendirmeler sunulmaktadır.

  • Din, Kapitalizm ve Gülen Cemaati
    (0)

    Din, Kapitalizm ve Gülen Cemaati

    Başbakan’ın selam gönderdiği, “okyanus ötesindeki adam sadece bir dini cemaat lideri mi, hükümeti perde arkasından yöneten güç mü? Siyasilerin, medya ve bürokratlar üzerindeki nüfuzu nereden geliyor. Yeşil sermayenin yükselişiyle Fethullah Gülen hareketinin ilişkisi ne? Cemaat emek hareketine nasıl bakıyor. Neoliberalizmle muhafazakarlığı sentezleyen AKP’nin yükselişinde Gülen’in rolü ne? Kapitalist sömürüyü gizlemek için örtülen kutsal örtünün altında neler var? Hem bir siyasi odak hem de finans kurumu olarak Fethullah Gülen cemaatinin doğuşu ve yükselişi…

    Yusuf Akdağ’ın kaleminden…

  • Kapitalizm ve Sınıf Mücadelesi
    (0)

    Kapitalizm ve Sınıf Mücadelesi

    – Teorinin Güncelliği –

    Elinizdeki kitapta yer alan makaleler, işçi hareketi ve mücadelesine karşı inkarcı tarih anlayışına ve saldırgan burjuva teorilerine, olgulara dayalı ve yaşamın kendisinden hareketle bir yanıt vermek üzere kaleme alındı. İlk bölüm, doğrudan doğruya kapitalist dünya iktisadının kaydettiği değişim ve gelişmeleri ele alıyor ve ‘’küreselci’’ burjuva teorisinin dayanaksızlığını ve spekülatif varsayımlara dayalı çarpıtmalardan ibaret olduğunu göstermek için bir zemin oluşturma işlevi görüyor. Bu bölümde işaret edilen olguların verisel değerleri [nicel durumları] değişken olmakla birlikte, olguların kendileri nesnel gerçek halleriyle varlığını sürdürüyor.

    İkinci bölümde birbirini izleyen ve her biri diğerinde ‘eksik kalmış’ gibi görünen unsurları tamamlama işlevine de sahip olan makaleler, ilk bölümdeki olguları ve gelişmenin ‘diyalektiği’ni veri alarak, devrimci sınıf görüşünü ortaya koymayı esas alıyor.

  • Faşizmin Yargılanması
    (0)

    Faşizmin Yargılanması

    Elinizdeki derleme, Almanya’da parlamento binasının bir faşist provokasyonuyla kundaklanması olayına karıştığı bahanesiyle tutuklanan Dimitrov’un Nazi mahkemelerinde yargılanma sürecini ve ünlü savunmasını içeriyor. Dimitrov’un savunması, yüzyılın ve belki de dünya tarihinin en önemli savunmasıdır. Dimitrov, faşist mahkeme önünde, faşizmin kendisi şahsında sosyalizme ve barışa doğrulttuğu silahı tersine çevirmeyi başarmıştır. Komünistleri ‘cani’, ‘kundakçı’ gibi gösterme hedefiyle tezgahlanan dava, faşizmin dünya çapında teşhiriyle sonuçlanmıştır.

    Dimitrov, tutukluluk ve yargılanma sürecinde büyük bir yiğitlik örneği göstererek dünyadaki tüm antifaşistlerin moral ve cesaret kaynağı olduğu gibi, komünistlerin parlamento binasını yaktığı iddiasını, dikkatli bir incelemeyle çürüttü ve bu kundaklamayı faşistlerin gerçekleştirdiğini ortaya çıkardı. Ayrıca verdiği dilekçelerle, tanık dinlenmesi talepleriyle, tanık sıfatıyla mahkemeye gelen Göbels ve Göring’le girdiği sert ve ezici polemiklerle faşist güruhu tam bir hezimete uğrattı. Dava tüm dünyanın dikkatini üzerine topladı, faşizm ile demokrasi arasındaki savaşın alanı haline geldi. Faşistler, en sonu Dimitrov’un ‘suçsuzluğunu’ kabul etmek zorunda kalarak serbest bıraktılar. Dimitrov’un savunmaları, tarihsel değeri büyük, öğretici, ders dolu bir belgedir.

  • Gençliğin Mücadelesi ve Örgütlenmesi Üzerine
    (0)

    Gençliğin Mücadelesi ve Örgütlenmesi Üzerine

    Türkiye gençliğinin mücadele ve örgütlenme tarihi doğrusuyla, yanlışıyla, eksiğiyle, fazlasıyla zengin deneyler içermektedir. Özellikle son yarım asırlık dönemde, işçi, işsiz, öğrenci, köylü gençlik yığınları bu topraklarda gelecekleri için önemli mücadeleler vermiştir. Bu mücadeleler belirli tarihsel dönemeçlerden geçerek günümüze gelmiş ve önemli bir birikim oluşturmuştur. Bu birikim aynı zamanda mesleki, sendikal, akademik, demokratik, kültürel vb. çeşitlilikte ve zenginlikte örgütlenme deneyimlerini de içermektedir. Emek ve sermaye arasında yaşamın tüm alanlarında süren mücadele gençliğin kazanılması konusunda, belki de diğer alanlardan daha da şiddetli bir biçimde şimdiye dek kendini göstermiştir ve göstermektedir. Bu çatışmaların Türkiye gençliği ile sınırlı ‘öyküsü’nü bu kitapta bulacaksınız.

  • Küçük Burjuva Devrimciliğinin Eleştirisi
    (0)

    Küçük Burjuva Devrimciliğinin Eleştirisi

    Proletaryanın taktiği , ‘öncünün’ durumuna, ihtiyaçlarına ve imkanlarına göre mi belirlenir? THKP-C ve diğer küçük burjuva devrimci örgütlerin teori ve pratiğindeki sağcı öz nerededir? Devrimcilik kriteri, eylemdeki şiddet dozuyla belirlenebilir mi? Marksist ayaklanma teorisinin temel ilkeleri ve onu Blankizmden ayıran özellikler nelerdir? Bu kitap, bu ve daha başka sorular ekseninde, küçük burjuva devrimciliğine yöneltilmiş Marksist bir eleştirinin belgesidir.

  • Lenin ve Halk Eğitimi
    (0)

    Lenin ve Halk Eğitimi

    “Özel mülkiyeti ortadan kaldırmak istiyoruz diye dehşete düşüyorsunuz. Oysa sizin mevcut toplumunuzda nüfusun onda dokuzunun özel mülkiyeti ortadan kaldırılmış durumda; özel mülkiyetiniz ancak onda dokuzun buna sahip olmaması sayesinde ayakta duruyor. Demek ki bizi suçlamanızın nedeni, toplumun ezici çoğunluğunun mülksüz olmasını zorunlu koşul koyan bir mülkiyeti ortadan kaldırmak istememiz. Tek kelimeyle bizi, sizin mülkiyetinizi ortadan kaldırmak istemekle suçluyorsunuz. Doğrusu, istediğimiz de bu.” 

  • SBKP (B) 18. Kongresinde Tüzük Değişiklikleri
    (0)

    SBKP (B) 18. Kongresinde Tüzük Değişiklikleri

    SBKP(B) 18. Kongresi, Mart 1939’da toplandı. Kongreye öngelen dönemin temel özelliği, sömürücü sınıfların tasfiye edilmiş olması ve Sovyet halkını oluşturan işçi, köylü ve aydınların dostça bir işbirliği ortamına kavuşmuş olmalarıdır. Toplumsal yaşamdaki bu değişikliklerin devlet ve parti yaşamına yansıması da doğaldı. Saldırgan kapitalist dünyaya karşı Sovyet sisteminin sağlamlaştırılması çabasına, sömürücü sınıfların varlığı koşullarında şekillenen kısıtlamaların kaldırılması, proleter demokrasisinin genişletilmesi eşlik etti. On milyonlarca proleterin ve emekçinin aktif katılımıyla gerçekleştirilen tartışmalar içinde son şekline kavuşan SSCB Anayasası’nın 1936’da kabulü ve seçimler bunun ilk ifadeleriydi. SBKP(B) Tüzüğü de, uzlaşmaz çelişkilerin ortadan kalktığı koşullara uygun olarak değiştirilmeli, yeniden düzenlenmeliydi. Elinizdeki kitap, bu değişiklikler üzerine yapılan tartışmaların -başta Jdanov’un 18. Kongre’ye sunduğu rapor olmak üzere- en önemli belgelerini kapsıyor. Tüzük de, değiştirilmiş haliyle kitabın sonuna eklendi.