Ginko Dijital Abonelik

Tüm Yayınlar

300’ün üzerinde kitaba EPUB, onlarca dergiye PDF formatında ulaşabilir ve cihazınıza yükleyebilirsiniz.

  • Akdeniz'in Rengi Mavi
    (0)

    Akdeniz’in Rengi Mavi

    Şiirleriyle ülkemizin yakın geçmişine tanıklık ediyor Gülsüm Cengiz. Bu yüzden, acı ve hüzün ağır basıyor şiirlerinde. Ancak bu hüzün insanda bir umutsuzluk değil, dünyayı yaşanır kılma isteği yaratıyor; umutla iç içe. Umudu, dünü bugüne taşıyan, bugünü yarına taşıyacak olan insanın eyleminde görüyor ozan.

  • Akdenizli Ozanlar
    (0)

    Akdenizli Ozanlar

    Uygarlıkların, mitolojinin, söylencelerin doğum yeri olmuş Batı Anadolu ve özellikle Bergama… Anadolu’daki ilk sağlık kuruluşu orada kuruldu. Doğal yöntemlerle sağaltım yöntemleri ilk orada uygulandı. Parşömen kağıdının doğum yeri Bergama’dır ve iki yüz bin ciltlik kitabıyla Asya’daki ilk kitaplık Bergama’da kuruldu… Homeros’un, Sappho’nun kenti, dört büyük tiyatrosu ve Zeus Sunağı ile ünlü Bergama. Bu özellikleriyle Bergama, Akdenizli ozanların da toplanma yeri oldu. Cengiz Bektaş’ın önerisi ile beş yıl boyunca Mayıs ayında Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerden ozanlar, ülkemiz ozanlarıyla Bergama’da bir araya geldiler. Kimi ülkelerinde savaşların yaşandığı, savaş bulutlarının üzerinden eksik olmadığı bir bölgenin ozanları barışı, kültür kirlenmesini, ‘savaş kahreder’ diyen, o büyük destanların yaratıcısı Homeros’u, lirik şiirin simgesi Sappho’yu, şiiri ve trajediyi…tartıştılar, zevkle okuyacağınız bildiriler sundular. Cengiz Bektaş, onlarca ozanın katılımı ve bildirileriyle zenginleşen toplantıların belgelerini elden geçirdi, biçim vererek felsefe, mitoloji, şiir ve tarihin iç içe geçtiği bu kitabı ortaya çıkardı.

  • Akdenizli Şiirler
    (0)

    Akdenizli Şiirler

    “Zeytin, incir, üzüm… Hele zeytin. Sonra göçmen ürünler: limon, mandalina ve portakal… Defneyi, fesleğeni, ot çeşitlerini saymıyorum bile. Üstüne masmavi güneşli bir gökyüzüyle çivit rengi bir deniz. Hoşgörü ve ölümüne sevdalar. Yoksulluk ve yoksulluğun yanı sıra Akdeniz zenginliğinden kolayca pay almak isteyenlerin kışkırttığı savaşlar. Binlerce yıllık uygarlıkların yıkıntılarıyla, dünyaya egemen olan dinlerin beşiği olmak da car Akdenizlilikte.

    Peki bütün bunların yansıması nedir edebiyata?

    Dillerin çeşitliliğinin, inançların renklerinin coğrafyada birbirleriyle uyum içinde yer alması da, komşusuyla kan davası gütmek de doğal.

    Hem barıştan yana hem öfkesi burnunda halklar… Bu bölgesel bir karakter özelliği değil bence. Suç yoksullukta. Bunca zenginliğin ortasında çaresiz yaşamakta. Edebiyat bunu yansıtıyor elbette.” Sennur Sezer

  • Akşam Haberleri
    (0)

    Akşam Haberleri

    Akşam Haberleri, yaşanan günlerin şiir aynasından yansıyışı. Fotoğrafların, çığlıkların, gurbetlerin sözcüklere sığdırılmaya çalışılması. Unutulmuş masalların kardeş kaynaklardan doğup birbirine benzemez anadillerle anlatımı belki de. Ağıtların yerini sevda türküleri alsın diye ..

    Güneşi hiç görmemiş çiçeklerin kokusu çağırır geceyi. Orada, uzak güneyde, bu kokuyla sarsılır karanlık. Sevgiliyi öven şarkılar ışıldar ufukta: Ya leyl, ya habibi, elbi elbi.. Ne gecenin umurundadır, ne sevgilinin… Yalnızların incinir yüreği. Ölüm kibirlidir… Aşk acemi.

  • Barış Sofrası
    (0)

    Barış Sofrası

    Cengiz Bektaş, denemelerinde “barış”ı anlatıyor. Ancak yazarın anlattığı soyut bir kavram değil, özlemlere, tanıklıklara dayanan bir birlikte yaşama özlemi. Cengiz Bektaş, kendi çocukluğundan bugüne, ders kitaplarındaki savaş ve düşman kavramını irdeleyerek başlıyor kitabına. Savaşlar yüzünden göçenlerin yaşadıkları özlemlerle, göçlerle yoksullaşan yaşama kültüründen örneklerle noktalıyor. İyi bir ozan olan Cengiz Bektaş, barış kavramını, ayrı dinlerden, ayrı uluslardan toplulukların bir arada yaşadığı Kuzguncuk semtinden tanıklıklarla somutlaştırıyor. Sonra da Ege Denizi’nin iki yanındaki insan ve kültür benzerliğini vurguluyor. Bir barış denizi olabilir bu deniz. Oysa bir korku denizi. Şiirler de yer alıyor kitapta. Yazar, Ege’yi bir ayna gibi kullanarak bize yüzümüzün komşumuza benzediğini gösteriyor. İki kardeş kadar benzer, iki kardeş kadar ayrı bu insanlar barış içinde yaşamalı, silahlara ayrılan para, uygarlığa harcanmalı yargısına vardırıyor okuru.

  • Bektaşi Dedikleri
    (0)

    Bektaşi Dedikleri

    “Türk halkı, sağduyusuyla bağdaşmayan işlemlere, tutumlara ve yasalara karşı tepkilerinin sözcülüğünü -sözlü veya yazılı- türlü sanat kollarında yarattığı örnek kişilere yüklemiştir; her birinin bir hüneri, en çok ustalıkla konuşabileceği bir söz alanı vardır: Nasreddin Hoca, Keloğlan, Karagöz… Her biri kendine özgü konularda söz sahibidir. Türk düşününde oluşumu dini bir akım temsilcisi olarak beliren Bektaşi’ye de din işlerinde sözcülük düşmüştür.

    İşte, Tanrı ile insan arasında, efendi-kul ilişkisi yerine, birbirine nazı geçen, birbiriyle rahatça konuşabilecek iki dost varlığın alışverişini getirmek isteyen Bektaşi fıkralarında, günlük olayların çerçevesi içine yerleştirilmiş şakaların kökleri uzak geçmişe ve bu metafizik düşüncelerine varır. Yakın çağlarımızın güleç yüzlü kişisi “Bektaşi” de bir bakıma, ta XIII. yüzyıldan bu yana, özgür düşüncenin sesini duyurmaktan geri kalmamış söz erlerinin: Konyalı Celaleddin’in, Sakaryalı Yunus’un, Simavlı Bedreddin’in… soyundan sayılır…

    Oğuz Tansel ile Metin Eloğlu, Bektaşi fıkraları üzerinde denemelere girişerek, bu çığırda yeni bir adım atıyorlar. Onlara bu hayırlı işlerinde başarılar dilerken, emeklerinin boşa gitmeyeceğine, kendileri gibi başka yazarlarımızın da bu konuya ilerde gene döneceklerine inancımı belirtmek isterim.”

  • Bir Annenin Notları
    (0)

    Bir Annenin Notları

    Bir Annenin Notları, Sennur Sezer’in 1964-1991 yılları arasında yayınlanan altı kitabından seçtiği şiirlerden oluşuyor. Bu şiirlerde, bir kadın duyarlığı ile bir işçinin, bir emekçinin yaşama bakışı, savaşımı ve direnci yer alıyor. Bir kadın ve anne sıcaklığı taşıyan bu şiirler, bir annenin notları olarak da okunabilir:

    “Çocuklar hayır diyebilmek ölüme
    haksızlığa yokluğa
    yasağa hayır demek
    Kızım güzel şeyler istiyor ille güzel şeyler
    oğlum ablasının çöreklerini
    paylaşmak istiyor açlığıyla ve kuşlarla
    Yok bilmiyorlar yoksul bilmiyorlar
    Öğretiyorlar başka çocukların da dişleri olduğunu
    elleri olduğunu
    şekerlerle oyuncaklara”

  • Bir Yürekten, Bir Yaşamdan
    (0)

    Bir Yürekten, Bir Yaşamdan

    “Kurdakul, topluma yoğun bir yurt ve insan sevgisiyle bakan, siyasal ve toplumsal mücadelede söz ve sorumluluk sahibi olan kavgacı ozanların izini sürüyor. O yüzden de ona baktığımızda bir yandan Namık Kemal’ı, Tevfik Fikret’i, bir yandan da Nâzım Hikmet’i görmemiz olası.” Kemal Özer

  • Can Suyu
    (0)

    Can Suyu

    “Sular Gibi
    Karışıyor Sesleriniz
    Seslerinize Yüreğim
    Yonttuğum Taşta
    Diktiğim Gülde
    Can Suyunda Sesiniz“

  • Değirmen
    (0)

    Değirmen

    – Seçme Şiirler –

    “Ruşen Hakkı, edebiyatımızda sevecenliğin temsilcisi gibidir. Her şiirinde, her öyküsünde, her yazısında bu sevecenliğini konuşturmuştur.” Ahmet Say

    “Ruşen Hakkı’nın şiirlerine bakınca da direnci görürüm. Kupkuru topraklarda, taşların çatlaklarında görünüveren gelincikler gibidir onun şiiri. Tutunduğu yerden söküp atamamıştır ne geçim sıkıntısı, ne taşra yalnızlığı. Rengini bu dünyaya katmayı yıllardır sürdürür.” Kemal Özer

    “Şiirlerini tatlı tatlı okuduğum şairlerden biri de Ruşen Hakkı; o da dizelerini düzyazı biçiminden, şiir söylemek salgınından kurtarmış. Çok rahat, pürüzsüz bir söyleyişi var.” Hasan İzzettin Dinamo

  • Alacakaranlık
    (0)

    Alacakaranlık

    “Yaşamı Rusya (ve dünya) tarihinin en köklü değişim dönemine denk düşen Bryusov, Rus sembolizminin öncülerinden olmakla birlikte, bu noktayı kısa sürede terk ederek toplumcu gerçekçi bir çizgiye geldi. Çağdaş olanla, köklü tarihin derinliklerine uzanan olguların imgesel sentezini ustalıkla verirken, şiirinin ter koktuğunu, dizelerinin donmuş bir lav kütlesi gibi avuçta “tartılabildiğini” duyumsarız. İnsanın dünyayı değiştirme ve doğaya boyun eğdirme mücadelesi onun şiirinin ana damarıdır. ‘Örste dövülmüş dizelerin’ şairi, poetik gücünü hep insandan ve emekten almıştır.“ Arif Berberoğlu

  • Enver Gökçe Bütün Şiirleri
    (0)

    Enver Gökçe Bütün Şiirleri

    “Bu fikir ve eylem yüzyılında, sosyal ilerlemenin, insanlığın mutluluğu yollarında; insanın birey olarak ödevi ne ise, sosyal toplulukların, örgütlerin, politikacıların ödevleri ne ise, sanatçının da ödevi odur: Sosyal gelişmeyi hızlandırmak, köhnemiş gerçekleri değiştirmek, insanın insanca yaşamasını sağlayarak, şartları hazırlamak ve sosyal görevde bilfiil vazife almak, hayata bilfiil katılmak. Hayatımızın ve aşkımızın şarkısını söyleyen şair, hakkımızı koruyan şair, ulusumuzdan yana olan şair, hümanist şair, barışçı şair, bizleri birbirimize sevdiren şair, kötülüklerin yok edilmesi için savaşan şair; meydan senindir. Sanatın ve düşüncen gerçek olsun.” Enver Gökçe

  • Eylül Deyişleri
    (0)

    Eylül Deyişleri

    “Gülsüm Cengiz, bağlanacak değerler arayan, dolayısıyla yalpalayan bir ozan değil. Seçimini yapmış bir ozan. Hem dünya görüşü olarak, hem estetik olarak. Hem içerikte, hem biçimde. Gülsüm Cengiz, ‘söz’e bağlanmış. ‘Sözün gücü’ne.. Büyük, derin ana yolu seçmiş. Kısa erimli, parlak görünümlü başarılar yerine, iğneyle kuyu kazmayı, ağır ama güvenli ilerlemeyi seçmiş. İmgeyi cambazlıklar düzeyinde bir gösteri aracı görmek yerine, ‘sözün gücü’ne inananlar kervanına katılıp yalın sözden çok şey bekleyenlerin alçakgönüllü, ama sağlam ve zorlu yolunda yüremeyi…” Kemal Özer

  • Ellerimiz Günışığı
    (0)

    Ellerimiz Günışığı

    – Emek Şiirleri 2. Kitap – 

    Emek Şiirleri, teması emek ve emekçiler olan şiirlerden oluşmuş bir seçkidir. İlk kitap “Selam Yaratana” başlığını taşıyor. Ağırlıklı olarak emekçilerin günlük yaşantısına değinen şiirlerden oluşan kitabın ‘Yorgunluğun Kardeşlik Kokan elleri’ başlıklı bölümünde emekçilerin güç yaşamlarını, emek-sermaye çelişkisini konu alan şiirler; ‘Terimizin Aktığı Yer, Yerimiz’ başlıklı bölümde ise işsizlik, gurbet, iş kazaları gibi işçilerin yaşamlarında ve üretim sürecinde yaşadıkları güçlükleri anlatan şiirler yer alıyor.

    “Ellerimiz Günışığı” başlıklı ikinci kitap ise emekçilerin sömürüsüz, eşit bir dünyaya duydukları özlemi, baskıya ve sömürüye karşı dirençlerini ele alan şiirlerin yer aldığı ‘Kan Ter İçinde’ ve ‘Elleri Var Özgürlüğün’ adlı iki bölümden oluşuyor.

  • Kadınlar İçin Söylenmiştir
    (0)

    Kadınlar İçin Söylenmiştir

     – Anadolu’da Kadınların Şiirli Tarihi –

    Anadolu çağlar boyu acılı kadın yaşamlarına tanıklık etti. Şairlerin kıvrak, usta dilleri katıldı bu tanıklığa… 20 yıl süren bu çalışmanın amacı; insanlık tarihinin başından bu yana Ege’den Mezopotamya’ya, Karadeniz’den Akdeniz’e kadar yaşadığımız coğrafyada çeşitli evrimlerden geçmiş kadın yaşamlarına şiirli bir tanıklık sunmaktır… Şiirlerin yazıldığı dönemlerdeki toplumsal ilişkilere, değer yargılarına, kadının toplumsal yaşam içindeki yerine, kadın erkek ilişkilerine, kadın yaşamlarına ışık tutabilmek… Kadınların yaşam koşullarını ortaya koyarken; değişme istek ve çabalarına, bu uğurda verilen mücadeleye, direnç ve umuda tanıklık etmek ve bir kaynak oluşturabilmek… Kadının cins olarak da emekçi olarak da sömürülmediği bir dünya kurma ve insanın özgürleşme mücadelesine küçük bir katkı sunabilmek için…

  • İzi Kalsın
    (0)

    İzi Kalsın

    Sanatın bir işi de tanıklıktır. Ancak tanıklık kolay değildir. Yansız olamazsınız. Eğer eleştirmiyorsanız tanık olamazsınız. Mutluluğun da tanığı olacaksınız, üzüntünün de. Kısacası yaşadıklarınızı gelecek kuşaklara aktaracaksınız, sevinçler çoğalsın, acı dursun diye.

    Ali Öz ile Sennur Sezer iki baştan yaşadıkları çağdan sorumlu olduklarını kanıtlıyorlar. Fotoğraflar ve şiirlerle.

    Ve “hayır” diyorlar, baskıya, acıya, ölüme…

    İnsan olmanın izi kalsın diye.

  • Kirlenmiş Kâğıtlar
    (0)

    Kirlenmiş Kâğıtlar

    Yunus Nadi Şiir Ödülü (2000)

    “…Ben bu ödülü, kültür emperyalizmine karşı savaşan arkadaşlarımın ve en çok da kültür emperyalizminin hedef aldığı kadınlar adına alıyorum.” (Sennur Sezer’in ödül konuşmasından)

    “Birbirini açıklar mı sözcükler
    Yoksa ışıltısını mı yansıtır
    anlattığının
    Bir sözcük verin bana
    sıcaklığını taşısın kanın
    soğuyup pıhtılaşsın
    silinmesin”

  • Mayısta Üzgün Gönlüm
    (0)

    Mayısta Üzgün Gönlüm

    Mayıs, tomurcuklanan çiçekleriyle ilkyaz umudunun; son yazda solan, kışın ölen doğanın yeniden canlanışının, dirilişinin habercisidir, He var ki, yaşamın bütünlüğü içinde hüzünleri, acıları da içinde taşıyarak. ‘Eylül mayısa dönüşecek’ diyor bir dizesinde ünlü Bulgar ozan Geo Milev. Bütün eylüller mayısa dönüşür. Gülsüm Cengiz’in ilk kitabı Eylül Deyişleri adını taşıyordu. Sevdamız Çiçeklenir Zulada izledi onu; ve ardından Mayısta Üzgün Gönlüm. Bu kitaptaki şiirlerin kimi sevinçlerini vurguluyor yaşamanın, kimi hüznünü. ‘Yandım Ateşlerde’ başlıklı bölümdeyse, insanın kıyıcılığının vurgulandığı, insanı insan tarafından diri diri yakılmasının nedenlerini sorgulandığı, bir dizi şiir bulunuyor.

  • Mutluluk Peşinde
    (0)

    Mutluluk Peşinde

    – Toplu Şiirler – 

    “Bitkilerden dayanıksız olmuşuz
    Ömrümüz ağaçlarınkinden kısa
    Değiliz kuşlar kadar
    El ele versek artar gücümüz
    Olanca ateşiyle yüreğimizin
    Kor haline gelivermek
    İnsanı dünyayı ölesiye
    Yeniden yaratıp sevmek
    Yitirdiğimiz yasa
    İşte toprak işte insan
    Onu getirelim dile”

  • Nefser
    (0)

    Nefser

    “‘Ey şimşek yemiş ağacı açtıran
    Hiçbir düş yoktur ki
    Uykusunu almış olarak kalksın yatağından’

    Böyle söylerdi Nefser
    Gülhatmi deseni oyup giderken
    Süveydamdan…”

  • Nice Kaygılardan Sonra
    (0)

    Nice Kaygılardan Sonra

    – Toplu Şiirler 1. Kitap – 

    “Ezberlenir bu şiirler, doğrudur, adamın içi sıra güvenilir bir silâh arkadaşı gibi yaşar; uçurumun kenarlarında ayağınız kayacak olsa, omuz başınızdan; dar geçitlerin karanlığında bunalacak olsanız, kolunuzdan tutar; kaldırır sizi, doğrultur, yüreklendirir.” Attilâ İlhan

    “Kurdakul’un şiirleri yalnızca bir toplumcu gerçekçi şairin, şiirle anlatılmış yaşamöyküsü değil, bir kuşağın bütün yaşamı. Şükran Kurdakul kuşağının toplumsal savaşımının alçakgönüllü özeti. Onlar yaşamlar boyunca ‘direnmenin ustası, çilenin piri’ olmuşlardır.” Doğan Hızlan

    “Kurdakul, topluma yoğun bir yurt ve insan sevgisiyle bakan, siyasal ve toplumsal mücadelede söz ve sorumluluk sahibi olan kavgacı ozanların iziini sürüyor. O yüzden de ona baktığımızda bir yandan Namık Kemal’ı, Tevfik Fikret’i, bir yandan da Nâzım Hikmet’i görmemiz olası.” Kemal Özer

     

  • Ökselerin Yöresinde
    (0)

    Ökselerin Yöresinde

    – Toplu Şiirler 4. Kitap – 

    “Kurdakul’un şiirleri yalnızca bir toplumcu gerçekçi şairin, şiirle anlatılmış yaşamöyküsü değil, bir kuşağın bütün yaşamı. Şükran Kurdakul kuşağının toplumsal savaşımının alçakgönüllü özeti. Onlar yaşamları boyunca ‘direnmenin ustası, çilenin piri’ olmuşlardır.” Doğan Hızlan

     

  • Ölümsüzlerle
    (0)

    Ölümsüzlerle

    – Toplu Şiirler 5. Kitap – 

    “Ezberlenir bu şiirler, doğrudur, adamın içi sıra güvenilir bir silah arkadaşı gibi yaşar; uçurumun kenarlarında ayağınız kayacak olsa, omuz başınızdan; dar geçitlerin karanlığında bunalacak olsanız, kolunuzdan tutar; kaldırır sizi, doğrultur, yüreklendirir.” Attila İlhan

     

  • Öncü Yağmur
    (0)

    Öncü Yağmur

    Türkiye şiirinin dil birikimini ve yeni bir toplumcu şiir için kullanan Öncü Yağmur, şarin yeni dil arayışını da gösteriyor. Şiirimiz için alışılmadık, özgün temalar, okura gerçekle ve düş gücüyle örülü yepyeni bir dünyanın kapılarını aralıyor.

  • Ruhsatsız Sözcükler
    (0)

    Ruhsatsız Sözcükler

    Romandan farklı bir çalışma olmasına karşın, yazarın kendine özgü üslup ve tarzı şiirlerine de damgasını vuruyor ve ortaya okunması kendine has tat veren bir ürün çıkıyor. Yayınevimiz, önceki kitapları hatırı sayılır satış rakamlarına ulaşan ve geniş bir okuyucu kitlesine ulaşan yazarımızın bu çalışmasını okuyucuya sunuyor. Ruhsatsız Sözcükler, özgün sözcük ve imgelerin sayfalarında uçuştuğu bir kitap olarak şiir dünyasındaki yerini alıyor.

  • Sevdamız Çiçeklenir Zulada
    (0)

    Sevdamız Çiçeklenir Zulada

    “Gülsüm Akyüz (Cengiz), tutsaklık acısını tadan genç sevgililerin acılarını şiirleştirmiş. Kitabın sunusunda, ‘kendisinin bu acıyı, kendi yaşamından tanımadığını belirten’ Akyüz, kadınca bir duyarlıkla aktarıyor çağdaş bir acıyı. Bir yaprağın düşüşünü izler gibi/bakıyorduk geçip giden günlere/hüzünle/Sevinciyse günlerin/çıplak dallar üstünde/taş duvarlar ardında/birbirine sokulan/iki beyaz güvercin.” Sennur Sezer

    “Gülsüm Akyüz Eylül Deyişleri’nden sonra çıkardığı ikinci şiir kitabı Sevdamız Çiçeklenir Zulada ile bir mahpushane şiiri yaratmayı denemiş. İnce duyarlıklarla ‘içeri’den seslenen yoğun bir duygusallığın egemen olduğunu görüyoruz.” Öner Yağcı

  • Sevgi Alnımın Teri
    (0)

    Sevgi Alnımın Teri

     – Seçme Şiirler –

    Çok yönlü bir kişilik Cengiz Bektaş, Avrupalarda okumuş ama, Anadolu ekiniyle yoğrulmuş Hitit, Frig, Lidya, Karyalı ananın, Kibele’nin oğlu parmaklarında sanatın büyüsü, dokunduğu yere güzellik katıyor, dokunduğu yapı canlanıyor; dokunduğu taş, soluk almaya başlıyor. Bir ülkesinden değil, tüm dünya kırından hasatlar kaldırıyor.(…)

    Gerçekten, ”Anadolu kültürleri üzerinde çiçeklenen, gelecek güzel günlerin özlemini yansıtan, Akdeniz duyarlığıyla örülmüş şiirler”. Ozan bu şiirlerde: ”Bütün dağlarımın/Çiçekleri kokuyor ellerim/Yaşadıklarımın/Şimdisi” diyor. Okuyun, seveceksiniz siz de, teşekkür edeceksiniz o ellere, o koca yüreğe”

  • Su Gölgesi
    (0)

    Su Gölgesi

    “Sular Akardı
    Baktığımız Yerde
    İncir Dipleri
    Çınar Gölgelerinde

    Ninniler Söyler
    Işık Işık
    Akardı
    Yüreğimizden

    Su Gölgesi
    Su Gölgesi
    Sen Misin
    Yoksa”

  • Şiirin Kanadında Mektuplar (1970-1995)
    (0)

    Şiirin Kanadında Mektuplar (1970-1995)

    İki şair arasında gidip gelen, kimi zaman umutlu, kimi zaman yaşananlara kırgın ve kızgın mektuplar…

    12 Mart ve 12 Eylül faşist darbelerinde yurtdışında geçen yıllar… Barış Davası, hapislik yılları… Paris’te yaşanan politik göçmenlik yılları, hasretler, ekonomik sıkıntılar…

    Ataol Behramoğlu ile Metin Demirtaş’ın 1970-1995 yılları arasındaki mektuplaşmalarından oluşan bir derleme.

  • Tanıklıklar
    (0)

    Tanıklıklar

    Tanıklıklar, kuşaktan kuşağa birikip gelen kültürel ırmaktan süzülen ilerici kolektif tanıklığın şairin algısı ve tanıklığında ses vermesidir. Şiir söylemeyi, şiir okumayı hâlâ insan soyunun o büyük ve bitimsiz insanca yaşam sevinci ve kavgasının en önemli silahlarından biri olarak görenler ve kullananlar, Sadık Aytekin’in Tanıklıklar‘ında bu sevinç ve dirençten dizeler bulacaklardır.

  • Selam Yaratana
    (0)

    Selam Yaratana

    – Emek Şiirleri 1. Kitap – 

    Emek Şiirleri, teması emek ve emekçiler olan şiirlerden oluşmuş bir seçkidir. İlk kitap “Selam Yaratana” başlığını taşıyor. Ağırlıklı olarak emekçilerin günlük yaşantısına değinen şiirlerden oluşan kitabın ‘Yorgunluğun Kardeşlik Kokan elleri’ başlıklı bölümünde emekçilerin güç yaşamlarını, emek-sermaye çelişkisini konu alan şiirler; ‘Terimizin Aktığı Yer, Yerimiz’ başlıklı bölümde ise işsizlik, gurbet, iş kazaları gibi işçilerin yaşamlarında ve üretim sürecinde yaşadıkları güçlükleri anlatan şiirler yer alıyor.

    “Ellerimiz Günışığı” başlıklı ikinci kitap ise emekçilerin sömürüsüz, eşit bir dünyaya duydukları özlemi, baskıya ve sömürüye karşı dirençlerini ele alan şiirlerin yer aldığı ‘Kan Ter İçinde’ ve ‘Elleri Var Özgürlüğün’ adlı iki bölümden oluşuyor.

  • Yalnız Karanfil Sokağı
    (0)

    Yalnız Karanfil Sokağı

    “Aydın Hatipoğlu, gerçeğin demir bahçelerinde çiçek yetiştirenler arasında dingin bir yürekle şiir yazıyor.” Hasan İzzettin Dinamo
     
    “Aydın Hatipoğlu’nun şiiri; yoğunluğu, neyi nasıl, ne ölçüde söyleyeceğini bilişiyle, kavganın ve bilincin etkili şiiri.” Behçet Necatigil
     
    “Gerçekte yiğit sesli bir şair Aydın Hatipoğlu. Hatipoğlu’nu kutlamak, gerçekçi toplumcu şiire gönül verenlerin görevi oluyor.” Kemal Sülker
     
    “Halk duyarlığı, toplumsal çelişkiler, beklenmedik yerlerde beliren duygusal ağırlık, şiirinin en belirgin yanlarıdır.” Eray Canberk
  • Yasak Sevda Sözcükleri
    (0)

    Yasak Sevda Sözcükleri

    “Gülsüm için ne denebilir? Bilinçsiz insanların rahatını kaçıran kadın. Mangal yürekli ana. Devrimci Türk şiirine yeni bir ses getiren şair. Acı çekenlerin, işkence görenlerin, geleceğe umutla bakanların, yarınlara güvenenlerin, baharı ve barışı özleyenlerin şairi…” Hıfzı Topuz

  • Yaşlı Kelebek
    (0)

    Yaşlı Kelebek

    Her şiir bir yaşama biçiminin yansıtıcısıdır. Doğduğu coğrafyadan ve şair ömürlerinden dizeler taşır. Yine de yaşamın bütününü yansıtan, çağları ve mekânları aşanı azdır. Önemli olan şairin has şiiri amaçlaması, okurunu yanına alıp bir Ferhat uğraşısına, bir Kerem yolculuğuna soyunmasıdır.

    Mehmet Hameş’in şiirleriyle çıkacağınız yolculuk sizi yepyeni ama yadırgamayacağınız bir dünyayla tanıştıracak. Bu yeni dünya kitabın adıyla başlıyor: Yaşlı Kelebek.

    Yalnızca baharı ve ilk yazı tanıyan ömrü uçmaktan ibaret bir canlı nasıl yaşlanır? Yoksa uçamayacağı gelecekten duyduğu acıyı tanımlamak için mi seçmiş bu adı? Her şiirde bu soruyu sorun kendinize.

  • Yüzüne Sabah Çiyi Düşmüş
    (0)

    Yüzüne Sabah Çiyi Düşmüş

    “Sevgili..m, burada çınar yaprakları beyaz biliyor musun? Kar yağdığı için değil, burada çınarlar bembeyaz. Ben hiçbir şeyi yoluna sokamadım biliyor musun? Büyümek hiçbir şeye çare değilmiş. Birçok dağı devireceğimi sanıyordum ama dağlar dimdik ayakta duruyormuş. Devrilense…?”

    “Teneke Davullar” adlı öyküsüyle 2009 Ümit Kaftancıoğlu Öykü Ödülleri’nde mansiyon alan Şafak Pala, Yüzüne Sabah Çiyi Düşmüş adlı öykü kitabıyla, bizleri alışkın olmadığımız bir dünyanın içine girmeye zorluyor…

  • Asıl Adalet
    (0)

    Asıl Adalet

    – Seçme Şiirler –

    “Bu kitap; baş sayfalarında Eluard’ın hayatını özetleyen yazısı, şairin kişiliği ve sanatı üzerine Claude Roy ve Gaeton Picon’dan Asım Bezirci’nin çevirileri ile bu alanda örnek bir eser değerini taşıyor. Seçmeler’in en ünlü ve titiz şiir ve sanat eserlerimizin çevirilerinden derlenmiş olmasıyla da boşa gitmemiş, kutlanması gereken, ciddi bir çaba.” Behçet Necatigil

    “A. Bezirci ile A.Kadir’in “biri edebiyat incelemecisi ve tarihçisi, öbürü şair” ortaklaşa düzenledikleri ‘Eluard’, bu büyük çağdaş şairin hem hayat hikayesini, sanatını, kişiliğini, hem de şiirlerinden yapılmış bir seçmeyi veriyor okura. Dergi sayfalarında dağınık, kalakalmış Eluard şiirlerini bu denli bir araya getirmek, şaire karşı olumlu bir davranış. Şaire olduğu kadar Eluard okurlarına da tabii.” Tarık Dursun

  • Bir Yel Esiyor Dünya Kavşaklarında
    (0)

    Bir Yel Esiyor Dünya Kavşaklarında

    Bir Yel Esiyor Dünya Kavşaklarında… suçlanmış, toplatılmış, yargılanmış bir şiir. Çünkü savaşı lanetliyor. Savaşın getirdiği yoksulluğu, acıları gözler önüne seriyor. Ve dünyanın yoksullarının, dünya emekçilerinin gerçek isteğini haykırıyor: Barış!

    Tasos Livaditis’in (1922-1988) bu destansı şiiri emekçilerin soluklarının oluşturduğu burgaçta emekçilerin çektikleri körüklerin esintisini birleştirerek tüm savaş yandaşlarını bu dünyadan süpürüyor sanki.

    Dünyanın tüm dillerinden oluşan yeni bir dille, yepyeni bir şarkı söyleyen kalabalıkların, barış diye haykıranların sesleriyle örülen bu destan, Panayot Abacı’nın duru Türkçesiyle bugün için de taptaze.

  • Filistin Şiiri
    (0)

    Filistin Şiiri

    Filistin halkının kitlesel katliamlara varan saldırılarla yüz yüze olduğu bir sırada, Filistinli kavga şairlerinin şiirlerinden oluşan Filistin şiirleri adlı antolojiyi yeniden yayınlıyorfuz. Usta şairlerimizden A. Kadir’in Afşar Timuçin ve Süleyman Salom’la birlikte çevirdiği bu kitapta, başta Mahmut Derviş olmak üzere 14 Filistin şairinin şiirleri yer alıyor. A. Kadir’in “Filistinli Çocuklar” başlıklı şiiriyle başlayan kitapta, Afşar Timuçin’in Filistin sorunu ve İsrail devletinin kuruluşunu derli toplu olarak özetlediği, Filistin şiirinin özelliklerini irdelediği bir değerlendirme de yer alıyor.

    Kitabı, Filistin Yazarlar Birliği Barış Ödülü (1998) sahibi büyük toplumcu şair Şükran Kurdakul’ul önsözüyle sunuyoruz.

  • Filistin Senin İçin
    (0)

    Filistin Senin İçin

    ”Hanan Avvad, gerçekliği, sembol ve gerçek arasına yerleştirdiği imgeler aracılığıyla anlatmayı başarıyor. İşte bu da, onda yüksek bir sanatsal yaratıcılığın varlığına işaret ediyor ve şiirin biricik karakterini gösteriyor. Onun şiirinde en çok dikkat çeken şey, çift anlamlılıktır. Ben ve öteki, vatana duyulan aşkla sevgiliye duyulan aşk… Burada sevgili, direnen, isyan bayrağını dalgalandıran, işgali reddeden Filistin savaşçısıdır ve Hanan Avvad’ın yalnızca “Tehlikeyi Seçtim” şiiri bile sunumunun güzelliğini gösteriyor.

    Şair Hanan Avvad’ı ve şiirlerini selamlıyorum. Gerçeklik ve doğrulukla yıkanmış şiirsel diliyle vatanına duyduğu bağlılığı ve Filistin anlayışını selamlıyorum. Bir aydın olarak sahip olduğu engin kültürel birikimini selamlıyorum.”

  • Halkın Ekmeği
    (0)

    Halkın Ekmeği

    Halkın Ekmeği şair, oyun yazarı, tiyatro yönetmeni ve kuramcısı Bertolt Brecht’in dokuz ciltlik şiirlerinden yapılmış bir seçmedir. Daha önce değişik yayınevleri tarafından birçok baskısı yapılan ve ilgiyle okunan bu kitabın yeni bir baskısını sunuyoruz.

  • İşçi B’nin Hikâyeleri
    (0)

    İşçi B’nin Hikâyeleri

    İşçi B’nin Hikâyeleri, Peter Maiwald’in bir işçinin yaşam sıkıntılarını, Hitler faşizmini anlattığı şiirlerinden oluşuyor. “Siyasetle ilgilenir misiniz, /Diye sordu biri/İşçi B. cevap verdi: /İlgilenir misiniz, suyla, ekmekle?” Kıvrak zekâlı, hazırcevap ve nüktedan İşçi B, işçi kardeşlerine sömürü ilişkilerinden komşuluk sorunlarına kadar bütün güncel ve toplumsal konularda fikirler verip, okurlarını düşündürüyor. Onu, tezgah başında sınıf kardeşleriyle dünya meseleleri konuşurken, kibirli patronun balonunu söndürürken, bir emeklinin cenazesinde papaza laf yetiştirirken, bireyci bir yazara çatarken görebilirsiniz.

    “Güzel günler gelmez bize,
    Diyor işçi B,
    Biz güzel günlere yürümedikçe!”

     

  • Yalnız Taşlar Ağlamıyor Burda
    (0)

    Yalnız Taşlar Ağlamıyor Burda

    N.A. Nekrasov XIX. yy. Rus şiirinin dingin atmosferine taze bir soluk, diri bir kan getiren ve gerçek anlamda putları ve tabuları yıkan şair olarak ortaya çıkmıştır. Puşkin ve Lermontov geleneğine bağlı kalmakla birlikte, geleneğin öykünmecisi ve bilinen bir şiir kimliğinin damgasını taşıyan silik bir şair olmaya karşı direnmişti. Edebiyatta geleneği izleme adına yaşanan kısırdöngünün kalıplarını kırarak, şiirde öz-biçim dengesini sağlayarak emeğin şiirini yaratmıştır. Nekrasov, Rus toplumunu şair duyarlılığıyla irdelemiş, ama kendi gerçekliği içinde kavramıştır. Yarattığı kimi destan tipleri, onun geleceğe ilişkin düşlerinin taşıyıcısı olarak karşımıza çıkarlar.

  • Yürekte İspanya 
    (0)

    Yürekte İspanya 

    Nasıl bir şiir? Saf olmayan bir şiir. Şöyle anlatıyor Neruda bu şiiri: Tere batmış, dumana gömülmüş, zambak ve sidik kokan, ticaretin ezmeye çalıştığı, yasaların içinde, yasaların ötesinde bir şiir; üstümüzdeki giysiler gibi sabun lekeleri taşıyan, gövdelerimiz gibi karışık bir şiir; utanç verici davranışlarımız gibi, gözlerimiz, bilgiçliğimiz gibi, kinimiz, aşkımız, antlarımız gibi, siyasal bağlanmalar, kafa tutmalar, kuşkular gibi, sözlerimiz gibi, hayvanlar gibi, kararlar, vergiler gibi karman çorman, saf olmayan bir şiir; sonunda güvercinin pençesiyle perçinlenen kusursuz bir şiir; üstünde buz izleri, diş izleri bulunan, terimizle, belki de alışkanlıklarımızla hafifçe ısırılmış, dokunmanın yüce isteğini taşıyan, bu arada “eşyanın kötü tadını taşıyan bir şiir”.

    Ama anlaşılıyor ki, Neruda eşyanın kötü tadına bağlamıyor şiirini, şaire ondan korkmaması gerektiğini söylüyor. Böylece bağlanma ile şiir sanatındaki özgürlük arasında bir uzlaşma, bir uyum sağlamaya çalışıyor. Yaşanan hayatı görmek istiyor şiirde. Bununla yetinmiyor. Yaşanacak hayatın güçlü izlerini de taşısın istiyor şiir. Ek bir dünya yaratmak değil onun şiirden beklediği; dünyamızı büyütmek istiyor.